KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/9314 E., 2011/13777 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, Müvekkilinin paydaşı olduğu 1828 parsel sayılı taşınmazın 13/16 payının davalıya satıldığını, satış bedelinin yüksek gösterildiğini keşif neticesinde belirlenecek gerçek satış bedelini yatırmaya hazır olduklarını belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, tapuda gösterilen satış bedelinin gerçek bedel olduğunu, davacının da hissesini satacak iken son anda satıştan caydığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; Davacı tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia etmiştir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Davacı satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür ancak davacının, muvazaa iddiasını kanıtlamak için dinlettiği tanıklar tahmine dayalı beyanda bulunarak önalım hakkına konu payın kaç liraya satın alındığını bilmediklerini taşınmazın dönümünün satış tarihi itibariyle 1400-1500 TL olabileceği yönünde beyanda bulunmuşlardır.
Davacının diğer bir delili olan keşif deliline gelince; önalım davalarında bedelin tespitine ilişkin yapılan keşif ve bilirkişi mütalaası tek başına yeterli delil olarak kabul edilemez ancak tamamlayıcı delil niteliğinde kabul edilebilir. Davacı tanıkları ise görgüye değil tahmine dayalı olarak beyanda bulunmuşlardır. Mevcut duruma göre davacı bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamadığından, mahkemece davacıdan tapuda gösterilen satış bedeli ve masraflar üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanılmayacağının sorularak, kullanacağını beyan etmesi halinde önalım bedelinin depo edilmesi için süre ve olanak tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/9314, K. 2011/13777, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama