KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/9434 E., 2011/14315 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
403 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil davasıdır. Mahkemece, paydaşlar arasında eylemli paylaşmanın varlığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davacı vekili 02.06.2010 tarihli dava dilekçesinde, davacının paydaş olduğu 17 nolu parselde davalıya yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullandığını belirtmiştir.
Davalı, davaya cevaplarında dava konusu taşınmazın uzun yıllardır, paydaşlar arasında rızai taksim yapılarak kullanıldığını ve kendilerine satılan payın da, satışı yapan paydaş tarafından uzun zamandır kullanılan belirli yer olduğunu belirterek davanın kötü niyetle açılmış olması nedeniyle reddini savunmuştur.
Mahkemece savunma yönünde tanıklar dinlenerek keşif yapıldıktan sonra taşınmazların fiilen taksim edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de gerek tanık beyanları, gerekse de keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu, sadece davalının kullandığı kısmın zeminde gösterilmiş olması, diğer paydaşların ve özellikle davacının kullandığı kısım olup olmadığının belirtilmemiş olması nedeni ile yukarıda açıklanan ilkeler yönünden, hüküm kurulmaya yeterli değildir.
Bu nedenlerle; refakate alınacak teknik bilirkişi huzuruyla yeniden keşif yapılarak, taşınmazın tamamının kullanım şeklini gösterecek şekilde, eylemli paylaşıma ilişkin yerinde görülen emare, bulguların, tespit edilmesi, özellikle taşınmaz üzerinde davacının kullandığı kısım olup olmadığı, davacının ve davalının kullandığı kısımlar ayrılmış ise eylemli kullanma biçiminin ne zaman ve nasıl belirlendiği, taraflar ve tanıklardan sorulmalı varsa eylemli paylaşmaya ilişkin somut tespitleri ve bulguları yansıtacak kapsamlı bilirkişi raporu alınarak, eylemli paylaşmanın varlığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilmeyerek eksik inceleme ve araştırma ile yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. ,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/9434, K. 2011/14315, 12 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama