KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/9682 E., 2011/11506 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
750 kelime·4 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av.... ve davacı vekili Av.... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu payın ilişkin bulunduğu 17 No’lu parselin paydaşlarından olup taşınmazın diğer paydaşı...’ın taşınmazdaki 928 / 2400 payını 3.11.2010 tarihinde 200.000 TL bedelle davalıya sattığını, bu satışın davacıya 8.11.2010 tarihinde bildirildiğini, davacının önalım hakkının kullanmak istediğini, önalım bedelini depo etmeye hazır olduğunu belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle önalım bedelinin depo edilmesi gerektiğini, davanın süresinde açılıp açılmadığının incelenmesini istediklerini, satıştan önce davacı ile görüşülmesine karşın davacının payı satın almayacağını beyan ettiğini, şimdi ise kötü niyetle işbu davayı açtığını belirtmiş, 2.5.2011 tarihli dilekçesi ile de taşınmazın imar uygulaması sonucu oluştuğunu, kadastro parselleri iken mevcut kullanma biçimi dava konusu taşınmaza da sirayet ettiğinden taşınmazın fiilen taksim edilmiş olduğunu, bu durumda önalım hakkının kullanılamayacağını,
söz konusu imar uygulamasının da sonradan iptal edilip payların taşınmazı oluşturan parsellere geri döndüğünü, bu şekilde davanın konusunun kalmadığını, temyiz dilekçesinde de, yeniden yapılan imar uygulaması sonucu tarafların 401 ada 29 No’lu parselde paydaş haline geldiklerini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davacının paydaşı olduğu 17 No’lu parselde bulunan ve dava konusu edilen 928 / 2400 pay taşınmazın paydaşlarından... tarafından 3.11.2010 tarihinde 200.000 TL bedelle davalıya satılmıştır.
22.2.2008 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu oluşan 17 No’lu parsel, tevhitten önce 1363 ve 1364 No’lu parseller iken, davacı 1364 No’lu parseli 27.2.2001 tarihinde maliki Hülya Kara’dan satın almıştır. ...’a ait 1363 No’lu parsel de imar uygulaması ile 17 No’lu parsel haline geldikten sonra adı geçen malik, payını 3.11.2010 tarihinde davalıya satmıştır.
Diğer yandan davalı bu parsellere bitişik 1361 ve 1362 No’lu parsellerin kendisine ait olup üzerinde hurda ayrıştırma ve depolama tesisinin bulunduğunu, imar uygulaması sonucu tesisin bir kısmı oluşan 17 No’lu parselde, daha önce...’a ait 1363 No’lu parsel üzerinde kaldığından tesisin bütünlüğünü korumak için pay satın aldığını savunmuştur.
Yine dosyada davalı yanca sunulan belgelere göre, taşınmazın bulunduğu Şekerpınar Belediyesi’nin yapmış olduğu bu imar uygulaması Kocaeli İdare Mahkemesi’nin 2006 / 132 esas 2007 / 668 karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Temyiz dilekçesi içeriğine göre de bu kez Çayırova Belediyesi tarafından yapılan imar uygulaması ile davalıya ait 1361 ve 1362 No’lu parseller 401 ada 28 No’lu parsel haline gelirken tarafların paydaşlığı 401 ada 29 No’lu parselde sürdürülmüştür.
Davalının savunması ve temyiz dilekçesi, söz konusu imar uygulamalarına rağmen taşınmazın fiilen taksim edilerek tasarruf edildiğine yöneliktir.Yukarda açıklandığı üzere taşınmazın taksim edilerek kullanıldığı savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Diğer yandan dava konusu payın ilişkin bulunduğu 17 No’lu parselin de yeni imar uygulaması ile 401 ada 29 No’lu parsel haline geldiği ileri sürülmüştür.
Ne var ki mahkemece bu açıklamalar ve iddialar konusunda bir araştırma yapılmadan davanın süresinde açılması ve önalım bedelinin depo edilmesi nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Bu durumda mahkemece davalının taksim savunmasına ilişkin delillerinin, varsa davacının bu konudaki karşı delillerinin sorulup toplanması, taşınmaz imar uygulaması sonucu oluştuğundan imar parselini oluşturan kadastral parsellerin tapu kayıtlarının ve krokilerinin istenerek yerine uygulanması, taşınmazda yeni imar uygulaması yapılıp yapılmadığının araştırılması, tarafların taşınmazdaki paydaşlıklarının devam edip etmediğinin saptanması,
tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/9682, K. 2011/11506, 25 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama