KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/10472 E., 2012/16938 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı borçlu olmadığının tesbiti davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının borç bulunmadığını kabul ettiğinden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davacının takip tarihi itibariyle ödenmemiş kira borcu olmadığını, icra takibi başlatılması üzerine davalı ile yapılan görüşmede, davalının bir yanlışlık yapıldığını ve icra takibini takipsiz bırakacaklarını belirttiğini ve icra dosyasının iki yıl boyunca işlemden kaldırıldığını, icra mahkemesinden alınan tahliye kararının 14.11.2011 tarihine kadar infaza konulmadığını davalının kötüniyetli olduğunu belirterek, icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve %40 oranında kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, takibin itiraz edilmediğinden kesinleştiğini, davacının takipten haberdar olduğunu ve icra mahkemesinin verdiği tahliye kararının davacı tarafından temyiz edilmeyerek kesinleştiğini, bilahare icra takibinin işlemsiz bırakıldığını, ancak 20.10.2011 tarihinde yenilenerek tahliye kararının infaz edildiğini, kaldı ki takip tarihi itibari ile de davacının borçlu olduğunu ve tahliyenin gerçekleşmesini engelleyecek yasal bir girişimde bulunmadığını, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, belirterek davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasında 15.8.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Davalı tarafından 29.6.2009 tarihinde başlatılan icra takibi ile 2009 yılı Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs ayı kira paraları toplamı 11.000 TL alacağın tahsili istenmiştir.
Davacı tarafından bu takibe itiraz edilmemiş, Küçükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 18.11.2009 tarihli 2009/967 Esas ve 2009/1109 Karar sayılı ilamı ile İİK 269/a maddesine göre tahliyeye karar verilmiştir. Bu tahliye kararı davacı tarafından temyiz edilmemiş, davalı tarafından ise 11.11.2011 tarihine kadar infazı talep edilmemiştir.
En son icra takibinin 11.11.2011 tarihinde yenilenmesi üzerine 14.11.2011 tarihinde başlatılan tahliye işleminin 15.11.2011 saat 02.10 da sona ermesi ile tahliye kararı infaz edilmiştir. Borçlu olmadığının tesbiti davası ise 14.11.2011 tarihinde açılmıştır.
Borçlunun borçlu olmadığının tespitini istemekte hukuken korunmaya değer bir menfaati bulunmak koşulu ile davanın icra takibinden önce veya takipten sonra açılması mümkündür. Menfi tespit davası gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı bir dava olarak adlandırılmaktadır.
İ.İ.K.'nun 72/4-5 maddesinde, borçlu olmadığının tesbiti davasının alacaklı lehine ya da borçlu lehine hükme bağlanması durumu ayrı ayrı düzenlenmiştir. Bu durumda, az yukarıda açıklanan yasa maddesi uyarınca davanın esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/10472, K. 2012/16938, 19 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama