KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/11016 E., 2012/13283 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Ortaklığın giderilmesi
Karar Metni
550 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, iki adet taşınmaz ortaklığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece, satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın(ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HMK.'nun 27. maddesi hükmü uyarınca, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasının 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur. Bu itibarla, paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; davaya konu taşınmazlardan 1179 ada 6 nolu parselin yargılama sırasında getirtilen tapu kaydına göre dava açıldığı sırada paydaş olmayan ...’in 08/09/2011 tarihinde taşınmazdan pay satın alarak paydaş haline geldiği anlaşılmasına rağmen bu kişi davaya dahil edilmeden taraf teşkili sağlanmaksızın esas hakkında hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan satışına karar verilen her iki taşınmazda da paydaş olan ... kızı ...’nin dava dilekçesine ekli olarak sunulan Merzifon Sulh Hukuk Mahkemesinin 12/04/1994 tarih ve 1993/674 Esas 1994/208 Karar sayılı mirasçılık belgesinde mirasçılar arasında görülen ...’ın 01/07/2002 tarihinde öldüğü, Merzifon Sulh Hukuk Mahkemesinin 15/06/2009 tarih ve 2009/388 Esas 2009/370 Karar sayılı mirasçılık belgesinde ...’ın mirası 4 pay kabul edilerek 1 payı ...’a, 3 payı ...’a aidiyetine karar verildiği, ancak dosyaya sunulan Şişli 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12/11/2002 tarih ve 2002/1119 Esas 2002/1387 Karar sayılı ilamı ile ...’dan intikal eden mirası ... ve kızı ...’in kayıtsız şartsız reddettikleri belirtilerek reddin tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yargılama sırasında dosyaya sunulan Merzifon Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/06/2011 tarih ve 2011/222 Esas 2011/412 Karar sayılı mirasçılık belgesinde ise ...’ın mirasçılarından eşi ... ve kızı ...’nun mirası reddettikleri, ...nin eşi ... ile oğlu ...’nun mirasçı olarak kaldığı belirtilerek ...’ın mirası 4 pay kabul edilerek 1 payı ...’na 3 payı da ...’na aidiyetine karar verilmiştir.
Muris ...’nin dosya arasında bulunan Merzifon Sulh Hukuk Mahkemesinin 15/06/2009 tarih ve 2009/389 Esas 2009/368 Karar sayılı mirasçılık belgesinde ise ...’nin mirasçıları arasında ...’ın mirasçılarından eşi ... ve kızı ...’nun da bulunduğu ve kendilerine miras payı verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan mirasçılık belgeleri birlikte değerlendirildiğinde Muris ...’nin mirasçıları arasında ...’ın mirasçılarından eşi ... ve kızı ...’nun da mirasçı olarak görünmesine rağmen ...’ın mirasçısı olarak ... ile ...’nun mirasçıları olduğuna dair mirasçılık belgesinin de dosya arasında bulunması nedeni ile birbiri ile çelişkili mirasçılık belgeleri bulunmaktadır
Mahkemece, yukarıda belirtilen birbirleri ile çelişkili veraset ilamlarının iptali ve hasımlı mirasçılık belgesi alınmasının sağlanması, davaya konu edilen ve satışına karar verilen 1179 ada 6 nolu parselin paydaşlarından ...’in de davaya dahil edilmesi ve usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/11016, K. 2012/13283, 15 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama