KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/13651 E., 2012/15525 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tahliye
Karar Metni
566 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın süresinde açılmadığından bahisle reddine karar verilmiş, hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; ihtiyaca konu işyerinin davacıların miras bırakanı ...’den intikal ettiğini, kira sözleşmesinin 01.05.1997 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olup miras bırakan Alime ve davalı arasında imzalandığını, davacılardan ...’ın oğlunun taşınmaza işyeri olarak ihtiyacı olduğunu, bu konuda davalıya ihtar keşide edildiğini ancak bir sonuç alınamadığını belirterek kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ise taraflar arasında en son 10.05.2003 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığını, ihtiyaç nedenine dayalı tahliye davasının kira süresinin bitimini müteakip bir ay içinde açılacağını, ibraz edilen kira sözleşmesi dikkate alındığında davanın süresinde olmadığını, ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın süresinde açılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir
Davacılar, miras bırakan ... ile davalı arasında düzenlenen 01.05.1997 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak işyeri ihtiyacı nedeniyle davalının kiralanandan tahliyesini istemişlerdir.
Davalı ise taraflar arasında geçerli olan sözleşmenin 01.05.2003 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli olup davanın süresinde açılmadığını savunmuş bunun üzerine davacılar vekili miras bırakan ...’nün yazı ve imza bilmediğini taşınmazın ilk olarak miras bırakan tarafından noter onaylı 15.04.1993 başlangıç tarihli ve 4 yıl süreli sözleşmeye göre kiraya verildiğini, sözleşme süresinin bitimini müteakip miras bırakan ile davalı arasında 01.05.1997 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli yeni bir sözleşme yapıldığını, bu ikinci sözleşmeye göre davanın süresinde olduğunu,
davalının dayandığı sözleşmenin usulünce onaylanmadığı ve geçersiz olduğunu iddia etmiştir.
Mahkemece taraflar arasında 01.05.2003 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi geçerli kabul edilerek 26.05.2009’da açılan davanın süresinde olmadığından bahisle reddine karar verilmiş ise de mahkemece hükme esas alınan 01.05.2003 başlangıç tarihli sözleşmenin kiralayan sıfatı ile davacıların miras bırakanı ... tarafından parmak izi ile onaylandığı, ancak hukuki işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı
HUMK’nun 297. maddesinde belirtilen şekilde parmak izinin ihtiyar heyeti ve iki tanık ile tasdik edilmediği görülmüştür. 12.02.1930 tarih 28/30 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre imza atmaya muktedir olmayan veya yazı bilmeyen kişiler tarafından verilen senetlerin yasanın açık hükmü gereği noter veya ihtiyar heyeti ve iki tanık tarafından tasdik edilmesi gerektiği, bu usule uyulmaksızın senedin hüküm ifade etmeyeceği vurgulanmıştır.
Bu şekil şartının senetteki parmak izinin ilgilisine ait olduğunun saptanması yanında senet muhtevasının da borçlu tarafından bilinmesini sağlamaya yönelik olduğu belirtilmiştir. Olayımızda mahkemece hükme esas alınan 01.05.2003 başlangıç tarihli kira sözleşmesi bu koşula uygun olarak düzenlenmediğinden hükme esas alınamaz.
Davacıların dayandığı 01.05.1997 başlangıç tarihli kira sözleşmesi de usulünce onaylanmamış olup bu durumda taraflar arasında usulüne göre düzenlenen noter onaylı 15.04.1993 başlangıç tarihli ve 4 yıl süreli sözleşme esas alınarak bu sözleşmeye göre tarafların hukuki durumlarının tayin ve tespiti gerekir.
Bu durumda anılan sözleşmenin başlangıç tarihi ve süresi nazara alındığında davacı tarafından 22.04.2009 tarihinde keşide edilen ve 27.04.2009 tarihinde tebliğ edilen ihtar üzerine 26.05.2009 tarihinde açılan dava süresinde olup, mahkemece belirtilen bu yön gözetilerek davanın esasının incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/13651, K. 2012/15525, 27 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama