KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/13945 E., 2012/16266 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, akde aykırılık nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalıların 14/09/2006 tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, mecurun içkili lokanta olarak kiralandığı halde konsomatrislerin faaliyet gösterdiği gece kulübü ve pavyon olarak işletildiğini, bu işletme şeklinin kira sözleşmesine aykırı olduğunu, gürültü ve pavyon olarak çalıştırmanın kötü imajını çevreye yansıttığını, çevrede yaşayanları rahatsız ettiğini, gayrimenkulün değeri ve imajına ters etki yaptığını, ihtara rağmen akde aykırılığın giderilmediğini belirterek kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki 01/06/2006 tarihli sözleşme ile taşınmazın müzikli lokanta gece kulübü, taverna pavyon olarak kiralandığını, kira sözleşmesinin başlangıcından beri bu şekilde çalıştırıldığını bildiği halde davacının ses çıkarmadığını, kiralananın üst katını davacının içkili restoran olarak işletmesi nedeni ile yıllardır yapılan işin niteliğini görmediği ve bilmediği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece akde aykırılığa ilişkin ihtarın kiracılardan sadece ...'e tebliğ olunduğu, ayrıca akde aykırılığa zımni muvafakat gösterildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Borçlar Kanununun 256.maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan madde hükmü gereğince akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli bir ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur.
Olayımıza gelince; Davaya dayanak yapılan 01/08/2006 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kiralananın içkili restoran olarak kullanılacağı yazılıdır. Sözleşmenin 1. Maddesinde “kiracı kiraladığı şeyi kendi malı gibi iyi kullanmaya şöhret ve itibarını kaybetmesine meydan vermemeye .. mecburdur” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Dosya arasında bulunan ve jandarma görevlileri tarafından tutulan 07/10/2009 tarihli tutanakta; işyerinde yapılan kontrolde canlı müzik yapıldığı, dört kadın personelin çalıştığı, kimlik bildirimlerinin garson sıfatı ile yapıldığı, ancak bu kadınların konsomatris olarak çalıştıkları, müşteriler ile birlikte alkol aldıkları, müşterilerin masalarına oturarak eğlendikleri, içki masraflarının müşterilerden tahsil edildiği, bahse konu işyerinin pavyon gece kulübü görünümünde olduğu, işleten ... isimli şahsın işyerine ait içkili restoran bar ruhsatının bulunduğu, işyerinin ruhsata aykırı faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir.
Göltürkbükü Belediyesi Encümeninin 03/11/2009 tarih ve 101 sayılı kararıyla işyerinin jandarma ekiplerince yapılan denetiminde işletme kurallarına riayet edilmediği tespit edilerek 900 TL para cezası verilmesine karar verilmiş, bu karar 07/12/2009 tarihinde davalılardan ...’e tebliğ edilmiştir.
Dosya kapsamına göre taraflar arasında ihtilafsız olan 01/08/2006 başlangıç tarihli sözleşme ile kiralananın içkili restoran olarak kullanılmak üzere kiralanmasına rağmen konsomatrislerin faaliyet gösterdiği gece kulübü ve pavyon olarak işletildiği anlaşılmaktadır. Bu kullanım biçimi açıktan fena kullanım olgusunu oluşturduğundan bu durumda kiracıya süreli ihtar gönderilmesine gerek olmadığı gibi kiralananın açıktan fena kullanımına zımni muvafakat da söz konusu olamayacağından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/13945, K. 2012/16266, 10 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama