KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/14070 E., 2012/16334 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
387 kelime·2 dk okuma
İcra Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, icra takibine itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalıların itirazının 6.000.- TL üzerinden kaldırılmasına, bu miktar üzerinden %40 tutarında icra inkar tazminatı tahsiline, fazalaya yönelik istemin feragat nedeni ile reddine karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı 07.10.2011 tarihinde başlattığı ilamsız icra takibi ile takibine dayanak yaptığı 01.10.2006 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi gereğince ödenmeyen Ekim, Kasım, Aralık 2011, Ocak, Aralık 2012 ayları için toplam 4.575.- TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalılar taşınmazın sözleşme sona ermeden bir ay önce tahliye edileceğinin noter vasıtasıyla bildirildiğini, anahtarın notere tevdi edildiğini, sözleşme feshedildiğinden alacaklıya borçlarının olmadığını savunmuşlardır.
Kadıköy 20. Noterliği’nin 30/09/2011 tanzim, 9340 sıra nolu düzenleme şeklinde emanet tutanağının incelenmesinden, kiralanana ait anahtarın notere teslim edildiği anlaşılmakta ise de, teslimle ilgili olarak kiraya verene tebliğ yapıldığına dair şerh veya tebligat parçası bulunmamaktadır. Mahkemece, tebliğ tarihi araştırılarak, tebliğ tarihine kadar olan kiralar için itirazın kaldırılmasına, tebliğ tarihinden sonraki kiralar yönünden ise, yargılamayı gerektirdiğinden reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 484. maddesi hükmü gereğince, yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira miktarı açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini, kiracının kefili sıfatıyla imzalayan kişi, sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur. Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumluluğu süre ve miktar itibariyle belirlidir.
Kefaletin geçerli olabilmesi, kefilin sorumlu olacağı miktar ve kefalet süresinin belirlenmesi koşuluna bağlıdır. Bu nedenle kefilin sorumluluğunun kapsamını bilmesi gerekeceğinden ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Nitekim,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.3.2006 tarih ve 2006/8-88 sayılı içtihadı aynı mahiyettedir.
Bu durumda, davalı kefilin 01.10.2006-01.10.2008 kira dönemi dışında kalan ve icra takibine konu edilen kira alacağı yönünden sorumlu tutulamayacağı gözetilerek, mahkemece kefil hakkındaki istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/14070, K. 2012/16334, 10 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama