KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/15183 E., 2012/16400 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
482 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali ve tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile davalı kiracının 2010 yılının Eylül ve Ekim aylarına ait kira bedelini ve muacceliyet koşuluna dayalı diğer aylar kira parasını ödemediğinden hakkında icra takibi başlattıklarını, borçlunun takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptali, %40 icra inkar tazminatının tahsili ve davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ise davacının takipte dayandığı kira sözleşmesinin sahte olduğunu, asıl kira sözleşmesini dosyaya ibraz ettiklerini, buna göre kira parasının ilk dört ayının peşin, kalan ayların ise posta havalesi ile ödendiğini, davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 30.06.2011 tarihli sulh sözleşmesi uyarınca davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığını yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda mahkemenin bir tespit hükmü niteliğinde olarak esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderleri hakkında bir karar vermesi gerekir.
Olayımızda davacı tarafından 01.07.2010 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesine dayanılarak 12.10.2010 tarihinde başlatılan icra takibinde. 2010 yılının Eylül ve Ekim ayları kira parası ile, muacceliyet koşulu uyarınca muaccel hale gelen Haziran/2011 ayına kadar olan kira paralarının tahsili istenmiştir. Davalı borçlu itirazında takip dayanağı sözleşmedeki imzasına karşı çıkmış ve Ekim/2010 ayı dâhil dört aylık kira parasının peşin ödendiğini savunmuştur.
Nitekim davalı tarafından sunulan 01.07.2010 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesinin 9.maddesinde dört aylık kira bedelinin mal sahibine peşin ödendiği belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından davalının ibraz ettiği kira sözleşmesine ve peşin ödeme kaydına karşı çıkılmış ise de bilahare davacı ve davalı vekili 15.03.2012 tarihli duruşmada 30.06.2011 tarihli sulh sözleşmesi uyarınca davanın konusuz kaldığını bildirmişlerdir.
Bir örneği dosyada bulunan bahse konu sulh sözleşmesi incelendiğinde taraflarca davalı vekilinin ibraz ettiği kira sözleşmesine geçerlilik tanındığı anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece davalının ibraz ettiği 01.07.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesi esas alınarak tarafların haklılık durumunun belirtilen sözleşmedeki kayıt ve koşullara göre değerlendirilmesi gerekirken davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğinden bahisle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/15183, K. 2012/16400, 11 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama