KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/15243 E., 2012/17108 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
467 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, dört adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince; dava konusu taşınmazlardan 101 ada 114 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında “Bu parsel üzerindeki krokisinde (A) harfi ile gösterilen iki katlı kargir ev ve ahır ... oğlu ...’e ve (B) harfi ile gösterilen tek katlı kargir ev ve ahır ise ... oğlu ...’e aittir.”şeklinde şerh yer almaktadır.
Mahkemece keşifte yapılan gözlemde de taşınmazın içinde iki adet köy evi ile müştemilatının bulunduğu,batıdaki evin iki katlı,doğudaki evin tek katlı olduğu belirtilmiştir.Tapu kaydında iki katlı evin davacı ...’e ait olduğu kayıtlı olmasına rağmen fen bilirkişisi 19/04/2012 tarihli raporunda iki katlı evin davalı ...’e ait olduğunu beyan etmiştir.İnşaat mühendisi bilirkişi ise 08/08/2011 tarihli bilirkişi raporunda,fen bilirkişisinin raporunun aksine iki katlı evin davacı ...’e,tek katlı evin davalı ...’e ait olduğunu belirtmiş ancak 25/04/2012 tarihli raporunda fen bilirkişisinin raporunda (A) harfi ile gösterdiği tek katlı evin davacı
...’e, (B) harfi ile gösterdiği iki katlı evin davalı ...’e ait olduğunu belirterek muhdesat oranlaması yapmıştır.Davalı ... vekili de müvekkiline ait taşınmazın iki katlı olduğunu beyan etmektedir.Bu nedenle Mahkemece tapu kaydındaki muhdesatla ilgili şerhler dikkate alınarak bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca, davalı ...,101 ada 114 parsel sayılı taşınmazda davacı ve davalıların payını satın aldığını savunmuş ve 20/01/1983 tarihli tarafların imzasını taşıyan devir sözleşmesini ibraz etmiştir. Mahkemece, sözleşme değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu durum gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/15243, K. 2012/17108, 20 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama