KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/15357 E., 2012/13919 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Dava türü
- İtirazın iptali
Karar Metni
843 kelime·4 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira bedelinin temerrüde düşülerek ödenmesi nedeni ile, ödeme tarihine kadar olan faiz alacaklarının, tahsili istemi ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile 118.958,91 TL asıl alacak, 4722,51 TL işlemiş faiz olmak üzere 123.681,42 TL toplam alacağa yapmış olduğu itirazın iptaline ve asıl alacağın %40 oranında inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına, alacağın, devlet alacağı olmasına ve hangi şartlarda borcun tamamen ödenecek olduğunun idare tarafından belirlenen kurallarla oluşturulmuş olmasına, B.K'nun 113. maddesinin uygulanma imkanın olmamasına ve alacağın likit olmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının alacağa faiz işletilmeyeceğine ilişin itirazlarına gelince. Davacı tarafından yapılan İcra takibinde, davalının 2007 yılı kira parasını geç ödediğinden bahisle, kira parasının sözleşmede ödenmesinin kararlaştırıldığı tarih ile ödemenin yapıldığı 19.03.2008 tarihi arası dönemdeki, faiz alacağını ve 19.08.2003 tarihinden takip tarihine kadar olan işlemiş faizi ile takip tarihinden itibaren yasal faizinin tahsilini talep etmiştir.
Davacı İcra takibinde, B.K'nun 84. maddesi gereğince, ödenen paranın faize mahsup edildiğini ve asıl kira alacağına yönelik takip yapıldığını iddia etmemiş, aksine faiz alacağının talep edildiğini belirtmiştir. Bu nedenle davacının alacağının, kira sözleşmesi gereğince süresinde ödenmeyen kira parası nedeniyle faiz alacağı olduğu açıktır.
Uyuşmazlık, dava konusu edilen faiz alacağına faiz işletilip işletilemeyeceği, işletilecekse hangi tarihten itibaren faiz işletilebileceğine ilişkindir.
Borçlar Kanunun 104/1 maddesinde “ Faiz veya mütedahil iratların yahut hibe ettiği bir miktar paranın tediyesinde temerrüt eden borçlu, bunlar için geçmiş günler faizini ancak icraya veya mahkemeye müracaat gününden itibaren tediyeye mecburdur.” Aynı maddenin son fıkrasında ise “Geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebi ile faiz yürütülemez” hükmüne yer verilmiş olması karşısında, yasanın faiz türleri açısından ayrıma gittiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, genel olarak faiz ikiye ayrılır;Kapital (sermaye veya anapara )Faizi ve temerrüt (gecikme) faizi.Kapital (sermaye veya anapara ) Faizi; bir paranın faiz geliri elde etmek amacıyla ödünç verilmesi veya herhangi bir şekilde bir süre borçluda kalması üzerine, faiz ödenmesinin öngörüldüğü hallerde söz konusu olur.
(Temerrüt faizi ve kapital faizi kavramları hakkında ayrıntılı bilgi için, bkz: Dr. Nami Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü ve Bu Temerrüt Açısından Düzenlenen Genel Sonuçlar.Kazancı Hukuk yayınları, İstanbul, 1991, Sh:126 ve devamı. Ayrıca, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.4.1996 gün, E:1996/19-56, K:1996/248;Yargıtay HGK.nun 9.10.2002 gün E:2002/12-709, K:2002/781. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 24.1.1991 gün E:1989/8083, K:1991/206.
21.9.1998 gün E:1998/4207, K:1998/5712. Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 3.12.1992 gün E:3940 K:6362 sayılı kararları ), Temerrüt faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine, Yasa gereği olarak kendiliğinden, temerrüdü takip eden günden itibaren başlayan ve temerrüt devam ettikçe varlığını sürdüren, hüküm altına alınabilmesi için alacaklının açık bir talebinin varlığı zorunlu olan bir karşılıktır.
Borçlar Kanunu'nun konuya ilişkin 104/ son maddesindeki hüküm, hiçbir tereddüde yer vermeyecek bir açıklıkla, geçmiş günler faizinin ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı, faiz borcuna ayrıca faiz yürütülemeyeceğini öngörmektedir. Bu hüküm gereğince kural olarak temerrüt faizine faiz talep edilemez. Ancak kapitale (anaparaya) dönüşmesi halinde faize hükmedilebileceği Yargıtay İçtihatlarında kabul edilmiştir.
B.K'nun 104/1 maddesinde kastedilen faiz ise kapital faizi olup, kapital faizi yönünden ise, aksi kararlaştırılmamışsa (B.K'nun 104/2) icra takibi veya dava tarihinden itibaren faiz talep edilebilir.
Temerrüt Faizine faiz talep edilemeyeceğine ilişkin kuralın istisnasını oluşturan faizin anapara borcuna dönüşmüş olması haline gelince; faizden kaynaklanan bir alacak, sonrasında gerçekleşen bir takım hukuki olgular neticesinde, ana para ( kapital )borcu haline gelebilir.
Bu durum Yargıtay uygulamalarında sapma göstermeyen şekilde Borçlar Kanunu' nun anılan 104/son maddesinde faize faiz işletilmeyeceği kuralının istisnası olup, bu durumda faiz alacağı ana para alacağına dönüştüğünden temerrüt tarihinden itibaren faiz talep edilebilir. Yargıtay uygulamaları ile de, faiz borcunun hangi durumda anapara borcuna dönüşeceği, belirlenmiş olup, buna göre.
Bir mahkeme hükmüyle belirlenmiş olsun veya olmasın, borçlunun, faiz borcunun varlığını ve miktarının borçlu tarafından kabul ederek, bu borcunu belirli bir tarihte ödeyeceği yolunda taahhütte bulunmuş olması halinde, alacaklı yönünden artık ortada bir faiz alacağının değil, borçlunun kabulü ve ödeme taahhüdü karşısında nitelik değiştirerek ana paraya dönüşen bir alacağın bulunduğu, bu nedenle de dava veya icra takibi tarihinden itibaren buna ayrıca faiz istenilebileceği, kabul edilmektedir.
Somut olayda ise; davacı alacaklı icra takibinde, açıkça faiz alacağına yönelik olarak takipte bulunduğunu belirtmiş ve davacı kira parasının ödeme tarihi ile fiilen ödendiği tarih arasındaki, sözleşme ile kararlaştırılan gecikme faizini talep etmiş, B.K.84. maddesini uygulamamış ve uygulanmasını talep etmemiştir. Davacı davalı borçlunun, kabulü ve taahhüdü ile faiz alacağının, anapara borcuna dönüştüğünü de ispatlayamamıştır. Bu durumda, B.K'nun 104/son maddesindeki geçmiş günler faizine faiz işletilemeyeceği kuralı gereğince, davacının işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren yasal faiz, isteminin reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, icra takibindeki talebe uygun düşmeyen yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/15357, K. 2012/13919, 31 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama