KÜNYE
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/17095 E., 2013/9828 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2013
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Alacak
Karar Metni
401 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet eşya bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların 29.09.2002 tarihinde evlendiklerini, taraflar arasında boşanma davasının halen devem ettiğini, davacıya düğünde takılan ziynet eşyalarının davalı tarafından alınarak işine sermaye yapıldığını belirterek, davaya konu ziynet eşyalarının bedeli olarak şimdilik 5.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise, sermaye yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, fiili birliktelik sona erdikten sonra davacının müşterek konutun kapısını açarak diğer eşyalarla birlikte ziynetleri de götürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın, dava konusu edilen ziynet eşyasının evlilik birliği içinde davalı koca tarafından alınıp bozdurulduğunu ileri sürmüş, davalı koca ise altınları almadığını, davacı tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Davacı öncelikle dava konusu ettiği ziynet eşyasının varlığını ve evlilik birliği içinde davalı tarafından elinden alınarak bozdurulduğunu kanıtlamak durumundadır. Somut olayda davacı bozdurma iddiasını dinlettiği tanık beyanları ile kanıtlayabilmiş değildir.
Dinlenen davacı tanıkları bozdurma iddiasıyla ilgili olarak somut bilgi ve görgüden çok davacıdan duyduklarını aktarmışlardır. Öte yandan, düğün gününe ait fotoğraf ve video kayıtlarının incelenmesine ilişkin alınan bilirkişi raporları da ziynet eşyalarının sayı ve nitelikleri bakımından birbirinden farklı sonuçlar içermektedir. Bu durumda, mahkemece öncelikle takıların cins ve sayıları yönünden bilirkişi raporları arasında
çelişki giderilip, ziynet eşyalarının sayı ve niteliği tereddüde yer bırakmayacak şekilde saptandıktan sonra bozdurma iddiası ile ilgili olarak davacı tarafından davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/17095, K. 2013/9828, 4 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama