KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/3806 E., 2012/8612 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Alacak
Karar Metni
578 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı ve davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av. ... geldi. Davacı taraftan gelen olmadı. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, 45.000 TL haksız işgal tazminatının tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 15.744 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili ve davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik olmamasına göre temyiz eden davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince ;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının müvekkiline ait yeri hiçbir hukuki dayanağı olmadan kullandığını, söz konusu işgal ve kullanım nedeniyle bugüne kadar herhangi bir ücret ödemediğini, keşide edilen ihtara verdiği yanıtta da taraflar arasında kira ilişkisi olup kira bedellerinin düzenli ödendiğini iddia ettiğini, oysa ortada hukuken geçerli bir kira sözleşmesi ve bir ödemenin bulunmadığını, özelleşme sonrası Türk ...
AŞ'nin kamu kuruluşu niteliğini kaybettiğini, nitelik değişiminden sonra davalının taşınmazda haksız işgalci konumuna düştüğünü belirterek, 2006-2011 yılları arasındaki 45.000 TL haksız kullanım bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili , davacının iddialarının dayanaksız, ekonomik koşullara ve maddi gerçeklere aykırı olduğunu, davalının davacı köy tüzel kişiliğine ait yeri köyün haberleşme hizmetlerinin sağlanması için santral binası olarak 6.10.1992 tarihli ve kırkdokuz yıl süreli kira sözleşmesi ile aylık 0.02 TL gibi sembolik bir bedelle kiraladığını, davalı taşınmazda kiracı olduğundan haksız işgalden söz edilemeyeceğini, kaldı ki talep edilen miktarın da fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dava, her ne kadar haksız işgal nedeniyle haksız kullanım bedelinin tahsili istemi ile açılmış ise de, davacı tarafından karşı çıkılmayan kira sözleşmesi ile kiralanan, davacı köy yönetiminin 6.10.1992 tarihli kararı ile kırkdokuz yıllığına aylık 2.000 TL ( 0.02 TL ) bedelle Türk ... AŞ'ye haberleşme hizmetlerinin sağlanması yönünden santral olarak kullanılması için kiralanmıştır.
Anılan kurumun özelleşmesinden sonra da davalı şirket taşınmazı aynı amaçla kullanmaya devam etmiştir. Davacı sözleşmenin geçersizliğinden söz ederek ve davalıyı haksız işgalci olarak niteleyerek haksız işgal tazminatının tahsili için istemde bulunmakla birlikte davalının taşınmazda başlangıçta yukarıda belirtilen kira sözleşmesi ile kiracı olduğu uyuşmazlık konusu değildir.
Bir kira sözleşmesi ya tarafların ortak iradesi, ya bir yargı kararı ya da kiralananın yok olması ile sona erer. Kiralananın el değiştirmesi, bir başkasına satılması ya da kiracının unvan değişikliği sözleşmeyi sona erdiren nedenlerden değildir. Taşınmazın özelleştirme sonucu davalı şirkete geçmesi, taşınmazı geçerli bir kira sözleşmesi ile tasarruf eden davalıyı haksız işgalci durumuna getirmez. Dolayısıyla kendisinden haksız işgal tazminatı istenmesi mümkün değildir.
Davacının davalı kiracıdan talep edebileceği husus sözleşme koşullarına uygun kira parasından ibarettir. Nitekim taraflar arasında bir kira ilişkisi bulunduğu mahkemenin de kabulündedir.
Bununla birlikte gerek kiralananın bulunduğu yerin köy sınırları içinde bulunması, gerek kırkdokuz yıllık kira süresinin sona ermemesi nedeniyle kira parasının mahkeme aracılığı ile tespit olanağı olmadığından mahkemenin tarafların yerine geçerek bilirkişi aracılığı ile kira parasını belirleme yönüne gitmesi ve saptanan bedeli hüküm altına alması yerinde değildir.
Davada kira parası da istenmemiş olduğundan mahkemece istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/3806, K. 2012/8612, 8 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama