KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/4592 E., 2012/8827 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak, dosyada pulu olmadığından duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, yasal önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin paydaşı olduğu 683 ada 1 parsel sayılı taşınmazın diğer paydaşlarından ...'ün 489/2400 payını 22.10.2010 tarihinde 250.000 TL bedel ile davalı ...'e sattığını bedelin yüksek gösterildiğini belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalı vekili, davanın süresinde olmadığını ,üstelik davacının da aynı taşınmazda yeni aldığı bir başka payı, daha yüksek bedel ile satın aldığını, bedelde muvazaa yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece bedelde muvazaa yapıldığı kabul edilmiş önalım bedeli keşifte belirlenen değer üzerinden depo ettirilmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen 683 ada 1 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olan ...'ün 489/2400 payını 22.10.2010 tarihinde 250.000 TL bedel ile davalı ...'e satmıştır. Davacı önalım hakkını kullanırken, satım bedelinin muvazaalı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili, dava konusu taşınmazda davacının da pay satın aldığını ve bu pay için kendisinden daha yüksek bir bedel kararlaştırdığını belirtmiştir.
Mahkemece keşif yapılıp tanık dinlenmiş ise de, keşif taktiri bir delil olup tek başına muvazaayı kanıtlayacak nitelikte değildir. Dinlenen tanıkların beyanlarının da duyuma dayalı olduğu doğrudan ve bizzat görgüye dayalı olmadığı anlaşılmaktadır. Üstelik davacı da satıştan kısa bir süre sonra 27.10.2010 tarihinde aynı taşınmazın 367/2400 payını 200.000 TL bedel ile satın almıştır.
Bu durumda bedelde muvazaa iddiası ispatlanamadığından tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından oluşan ön alım bedelinin yatırtılması gerekirken, yazılı şekilde keşifte belirlenen bedelin depo ettirilmesi ile yetinilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/4592, K. 2012/8827, 13 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama