KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/5224 E., 2012/8421 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Ortaklığın giderilmesi
Karar Metni
486 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmediğinden, mahkemece 30.12.2011 tarih ve 2011/839-2011/1515 sayılı kararla temyiz dilekçesi reddedilmiş, red kararı yasal süre içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mahkemece davalı ...’ın temyiz istemi yasal sekiz günlük süreden sonra yapıldığından söz edilerek reddedilmiş ise de; hüküm davalıya Tebligat Yasasının 35. maddesine göre tebliğ edilmiş olup, tebligat 6099 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yapılmış olması nedeni ile de usulsüzdür. Davalı tarafından 30.12.2011 tarihinde verilen temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldığından mahkemenin 30.12.2011 tarih ve 2011/839-1515 sayılı ek kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verilip, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, bir adet taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, Hüküm, davalı ... tarafından, kendisine usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmeksizin, taraf teşkili sağlanmadan yokluğunda yargılama yapılarak karar verildiğinden bahisle temyiz edilmiştir.
Tebligat Kanunu'nda 6099 Sayılı Yasa ile değişikliğe gidilmiş olup 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle T.K'nun 10. maddesi “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir.
(Ek fıkra:11.01.2011 - 6099 S.K./3.mad) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır”.
Hükmünü T.K.nun 21/2. maddesi “(Ek fıkra:11.01.2011 - 6099 S.K./5.mad) gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” T.K'nun 35/2 maddesi “ Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” hükümlerini içermektedir.
Açıklanan yasa hükmüne göre, adres kayıt sisteminde adresleri tespit edilebilen taraflara Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebligat yapılması yerinde değildir.
Olayımıza gelince; dava dilekçesi ve duruşma davetiyesi, davalı ...’a davacı vekilinin beyanından sonra kayıtlar getirtilip denetleme yapılmadan, Tebligat Yasasının 35. maddesine göre tebliğ edilmiş ise de, bu tebligat 6099 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yapılmış olması nedeni ile usulsüzdür. Bu nedenle dava dilekçesi ve duruşma günü bildirir tebligatın davalıya, kimlik bilgilerine göre adres kayıt sistemindeki son adresi tespit edilerek, tespit edilen adresine usulüne uygun tebliğ edildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/5224, K. 2012/8421, 5 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama