KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/6258 E., 2012/11440 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Alacak
Karar Metni
387 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak, davanın değeri itibari ile duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde bedellerinin davalıdan tahsiline ilişkindir. Mahkemece,davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davacıya ait altınların davalı tarafından alınarak, bozdurulup kendi adına ev aldığı iddiasında bulunarak ziynet eşyalarının mümkünse aynen değilse bedellerinin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davalının gelir durumunun iyi olduğunu, davacının ziynet eşyalarına ihtiyacı olmadığını, davacının ziynet eşyalarını davalıya vermediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır.
Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, dava dilekçesinde tek tek ziynet eşyalarının cins ve vasıflarını açıklamış, ziynet eşyalarının davalı tarafından alınıp bozdurulduğunu ve ev almak için kullanıldığını iddia etmiştir. Davacı dava dilekçesinde, her türlü yasal delil demekle, yemin deliline de dayanmış olduğundan, davacıya ziynet eşyalarının elinden alındığı, bozdurulduğu ve davalı tarafta kaldığı konusunda mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkının varlığının hatırlatılması gerekir. Bu durumda mahkemece, tarafların yemin hususundaki beyanlarının alınmasından sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/6258, K. 2012/11440, 12 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama