KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/6792 E., 2012/9926 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- İtirazın İptali
Karar Metni
778 kelime·4 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalılar ve karşı davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Asıl dava, Kira sözleşmesinden kaynaklanan depozito alacağının tahsili amacıyla yapılan takibe vaki itirazın iptali, karşılık dava ise kira akdinin tek taraflı feshedilmesi ve kiralananın erken tahliyesi nedeni ile tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... ile davalı ve karşı davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili müvekkilinin, davalılar ... ve ... ile 01.10.2008 tarihinde yapılan bir yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, 01.04.2010 tarihinde karşılıklı anlaşarak süresinden önce kiralananı tahliye ettiğini, kira sözleşmesinin başında davalılara 1700 Euro depozito verdiğini, kiralananın tahliyesinde iade edileceğinin belirtilmesine rağmen, iade edilmediğini, depozito bedelinin tahsili için ...
İcra Müdürlüğünün 2010/2206 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini, itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... cevap dilekçesinde ve takibe itirazında, davacının 01.10.2008 tarihli kira sözleşmesi ile kiralandan kiracı olduğunu, kira sözleşmesinin 01.10.2009 tarihinde bir yıl süre ile yenilendiğini, davacının kira sözleşmesi sona ermeden 01.04.2010 tarihinde akdin sona ermesini beklemeden tahliye ettiğini, bu tarihten sonraki kira bedellerini de ödemediğini, kiralananı da tahliye tarihinden ancak 3 ay sonra kiraya verebildiklerini, bu nedenle kira alacakları olduğundan bahisle davacının depozitonun iadesini istemeyemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini talep etmişlerdir.
Ayrıca davalı ... karşı dava dilekçesi ile; davalının kiralananı kendisine haber vermeden sözleşmeye aykırı olarak tahliye ettiğinden ve kiralananın 3 ay boş kaldığından bahisle 3 aylık kira bedelinden ½ payı oranında 2550 TL nin davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, sözleşmenin tarafların karşılıklı anlaşması ile feshediliğine dair davalı ve karşı davacı vekilinin muvafakat etmemesine rağmen, davacı karşı davalının tanıklarını dinleyerek, tarafların karşılıklı olarak anlaşarak sözleşmeyi feshettiklerinden, davacının depozito bedelinin iadesini talep etmekte haklı olduğundan, davalıların depozito alacağına yönelik yapılan icra takibine itirazlarının iptaline ve %40 inkar tazminatına, karşı davacı ...'ın tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında 01.10.2008 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira akdine, kira sözleşmesi gereğince davacı kiralayan tarafından davalılara 1700 EURO depozito verildiğine ve kira sözleşmesinin 01.10.2009 tarihinde aynı şartlarda bir yıl yenilenmiş olduğuna ve kiralananın süresinden önce 01.04.2010 tarihinde tahliye edildiğine ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır.
Ayrıca taraflarca kabul edilen kira sözleşmesinde, tarafların sözleşme süresinden önce kiralananı tahliyesini düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf, 01.04.2010 tarihinde kiralananın tahliyesinin akde aykırı olarak tek taraflı feshedilip edilmediği, tek taraflı feshedilmiş dahi olsa fesih nedeni ile davalıların depozitodan mahsup edecekleri tazminat hakları olup olmadığına ilişkindir.
Davalı kiralayan tarafından depozitonun iade edilebilmesi için, davacı kiracının hiçbir borcunun bulunmaması gerekir. Borcu bulunmadığını ispat yükü ise, davacı kiracıdadır.
Davacı mecuru kira dönemi sona ermeden tahliye ettiğine ve davalılarda sözleşmenin tek taraflı olarak davalı tarafından feshedildiğini iddia ettiğine göre, davacı dava dilekçesinde belirttiği, kira sözleşmesinin karşılıklı anlaşılarak tahliye edildiğini yahut, karşılık olarak feshedilmese dahi akdin feshi nedeni ile davalıların zarara uğramadıklarını ispatlamak zorundadır.
Davacı iddiasını davalıların muvafakati olmamasına rağmen tanık delili ile ispatlamak istemiş, mahkemecede tanık beyanları ile davacının kiralananı karşılıklı olarak anlaşma ile tahliye ettiğinin, ispatladığını kabul etmiştir. Dava değerine göre davalıların da muvafakat etmemesi nedeni ile davacının tanık beyanı ile kiralananın karşılıklı feshedildiğini ispatlama imkanı yoktur. Bu nedenle davacının bu iddiasını kanıtladığını kabule imkan yoktur.
Ancak davacı dava dilekçesi ve delil listesinde "sair deliller" denilmek suretiyle yemin deliline de dayandığından kira sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile süresinden önce feshedildiğine dair davacı tarafa davalıya yemin teklif etme hakkının bulunduğunun hatırlatılması, yemin teklif edilmesi halinde davalılara eda ettirilmesi, davalıların yemin etmeleri halinde davacının kira sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiğini ispatlayamadığının kabulü gerekir.
Bu durumda davalının kira sözleşmesinin tek taraflı feshedilmesi halinde dahi davalının tazminat alacağının doğmadığını yahut talep edilecek tazminatın depozito bedeli kadar olmadığından bir kısmının iadesi gerektiğini ispatlamalıdır. Kira sözleşmesinin süresinden önce tek taraflı olarak feshedilmesi halinde, davacı kural olarak kira dönemi sonuna kadar olan kira bedelinden sorumludur. Ne var ki davalı kiralayanlarda zararın artmasına sebebiyet vermemesi gerekir.
Davacının kiralananı boşalttığı 01.04.2010 tarihinden itibaren davalılar, BK.nun 98. maddesi delaletiyle aynı kanunun 44. maddesi gereğince zararın artmasını önlemek için gerekli çabayı göstermek zorunda olduğundan, kiralananın boşaltıldığı tarihten itibaren aynı şartlarla ne kadar makul sürede kiraya verilebileceği hususu bilirkişi aracılığı ile araştırılmalı hasıl olacak sonuca, davacının depozitodan iadesini talep etme hakkı olduğu bir miktar olup olmadığının ve davalı karşı davacının tazminat alacağı olup olmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde, asıl davanın kabulüne,
karşılık davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Asıl dava ve karşılık davaya ilişkin hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/6792, K. 2012/9926, 2 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama