KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/6895 E., 2012/11720 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Elatmanın Önlenmesi
Karar Metni
589 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı elatmanın önlenmesi davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av. ... ve davacı vekili Av. ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece elatmanın önlenmesine ve ecrimisil isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2-Davalının taşınmazda kiracı olduğuna yönelik davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili, davaya konu 28 ada 87 No’lu parselin miras paylaşımı sonucu müvekkiline ve çocuklarına kaldığını, çocuklarının da paylarını müvekkiline devrettiklerini, davalının taşınmazda hak sahibi olmadığı halde oturmaya devam ettiğini, davalıya 07.09.2004 tarihinde noter ihtarı keşide edildiğini ancak bir sonuç alınamadığını belirterek elatmanın önlenmesine ve geriye doğru beş yıl için 15.400 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ise, davacının ecrimisil talep etme hakkının taşınmazı iktisap ettiği tarihten itibaren başlayabileceğini, satın alma tarihinden önceki döneme ilişkin ecrimisil istemeye hakkı bulunmadığını, öte yandan ecrimisil talebinin ihbar şartına bağlı olduğunu, davacı tarafından gönderilen ihtarnamede ecrimisilden bahsedilmeyip kira parası ve tahliyeden bahsedildiğini, müvekkilinin kira sözleşmesine dayalı olarak taşınmazda oturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı tarafından savunulan kiracılık ilişkisine değer verilmeyerek davalının haksız işgalci olduğunun kabulü ile elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne ve ecrimisil isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava elatmanın önlenmesi istemine ilişkin olup davalı taşınmazda kiracı olduğunu savunmuştur. Davalı tarafından dosyaya sunulan ve mahkemece geçerliliği tartışılıp değerlendirilen kira sözleşmesi 02.02.2004 başlangıç tarihli ve bir yıl sürelidir. Sözleşmenin kiralayan bölümü ...ibareli mühür vasıtasıyla imzalanmıştır. Sözleşme tarihi itibariyle taşınmazın 2/3 payının adı geçen ...’e, 1/3 payının ise davacıya ait olduğu çekişme konusu değildir. Davacı 23.04.2004 tarihinde 2/3 payı da satın alarak taşınmazın tamamına malik olmuştur. Mahkemece davalının dayandığı kira sözleşmesine vazolunan
mührün 1086 sayılı HUMK’nun 297.maddesi uyarınca ihtiyar heyeti ve iki tanık ile onaylanmadığı, öte yandan taşınmazın paylı mülkiyete konu olup pay ve paydaş çoğunluğunun da sağlanmadığından kira sözleşmesinin davacı yönünden hüküm ifade etmeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak pay ve paydaş çoğunluğu ile yapılmadığı bildirilen kira sözleşmesinin iptaline yönelik sözleşmenin tarafı olmayan paydaşça açılmış bir dava bulunmadığı gibi ibraz edilen sözleşmenin “kiraya verene yapılan ödemeler” bölümünde, Nisan/2004 kira parasının kiralayan tarafından tahsil edildiğine ilişkin imzası olduğu bildirilmiş olup mahkemece bu husus üzerinde durulmamıştır.
Davalının kullanımının haksız işgal olarak nitelendirilebilmesi, taşınmazı her hangi bir hakka veya sözleşme ilişkisine dayalı olmaksızın elinde bulundurması koşuluna bağlıdır. O halde mahkemece sözleşmede imzası bulunan ... Eren’e ait yazı ve imza örneklerinin ilgili kurum ve kuruluşlardan getirtilerek yapılacak imza incelemesi sonucunda imzanın ...’e ait olduğunun anlaşılması halinde davalının taşınmazda kira sözleşmesine dayalı olarak oturduğunun kabulü gerekir.
Sözleşmedeki imzanın ...’e ait olduğunun belirlenememesi halinde ise dava dilekçesinde her türlü delil denilmek suretiyle yemin deliline de dayanıldığından davalının davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmesi hatalı olmuştur
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/6895, K. 2012/11720, 18 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama