KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/7724 E., 2012/14234 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Eşya alacağı
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, çeyiz ve ziynet eşyaları ile mobilyaların aynen, olmazsa bedelinin ve düğünde takılan paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın ziynetler yönünden reddine, çeyiz eşyaları yönünden kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, tarafların boşandıklarını, ev eşyaları ile birlikte, mobilya, düğünde takılan 500-TL nakit para, 7 adet bilezik, 2 adet künye, 2 çift küpe, 1 adet saat, 1 çift taş pırlanta, 2 adet yüzük, 2 büyük altın, 3 yarım altın ve 33 çeyrek altından oluşan ziynetlerin mümkünse aynen, olmadığı takdirde şimdilik 10.000-TL bedelinin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iddia ettiği ev eşyalarından bir kısmının kendilerinde olduğunu ve vermeye hazır olduklarını, ziynetleri ise davacının giderken yanında götürdüğünü bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ev eşyalarının davalıda kaldığı kabul edilerek davalının hazırladığı listedeki çeyiz eşyalarının aynen bu mümkün olmadığı takdirde 4.508-TL bedelinin davacıya verilmesine, 7 adet bileziğin davacıda kaldığı tanık beyanları ile belirlendiğinden ve diğer ziynetlerin de davacıda kaldığına ilişkin karine oluştuğundan ziynetler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
1-)Dosya kapsamına toplanan delillere hükmün dayandığı gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2-)Davacı vekilinin ziynet eşyalarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı, dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan duruma ters düşer.
./..
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir.
Olayda, davacı dava konusu ziynet eşyasının varlığını ve davalıda kaldığını kanıtlama yükümlülüğündedir. Ne var ki bu konuda dinlenen davacı tanıkları, görgüye dayalı olmayan soyut beyanlarda bulunmuşlar, tanık beyanları itibariyle dava konusu edilen ziynetlerin davalıda kaldığı kanıtlanamamıştır. Ancak davacı, dava dilekçesinde ve sair her türlü delil denilerek yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya ziynetlerin elinden alındığı, kendisine teslim edilmediği ve davalı tarafta kaldığı konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/7724, K. 2012/14234, 5 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama