KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/8083 E., 2012/15148 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- İtirazın iptali
Karar Metni
598 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde; kefil sıfatıyla borçlu olan davalıdan 15.600.- TL alacağın tahsili için icra takibi yaptığını, davalının haksız olarak itiraz ettiğini bildirerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı davaya cevap vermemiş ancak, borca itirazında, borca ve imzaya itiraz etmiştir.
Mahkemece, davalının, davacı ... ve ... arasında imzalanan 01.06.2008 tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, sözleşmedeki aylık kiranın 1.200.- TL, yıllık kiranın ise 14.100.- TL olduğunu, takibe konu kira parasının ödendiğinin ispatlanamadığını, bu nedenle davacının, sözleşmeyi kefil olarak imzalayan davalıdan 15.600.- TL alacaklı olduğundan bahisle itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından, davalının, 01.06.2008 tarihinde ... ile imzalanan bir yıl süreli kira sözleşmesinin kefili olduğundan bahisle takip yapılmış olup, yerel mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Kefelete ilişkin hükümler, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan, 818 Sayılı Borçlar Kanunun 484. maddesi ve devamında düzenlenmiştir. Kefil, asıl borçlunun tüm borçlarından ve sınırsız sorumlu değildir.
Kefilin sorumlu olup olmadığı, kefaletinin geçerliliği, kefaletin devam edip etmediği ve sınırlarının sözleşme ve Borçlar Kanunu hükümleri birlikte değerlendirilerek tespit edilmelidir. Ayrıca talep edilen alacak miktarının da kefilin sorumluluğu kapsamı içerisinde olup olmadığı, kararda tartışılmalı, bu konuda bir açıklık yok ise davacı alacaklıya alacağın mahiyeti ve nereden kaynaklandığı açıklatılmalıdır.
Somut olayımızda; davalı itirazında ve temyizinde imza inkarında bulunmuştur. Yapılan takipte davacı tarafından hangi aylara yönelik kira parasının talep edildiği belirtilmeksizin kira sözleşmesine istinaden 15.600.- TL talep edilmiştir. Dava sırasında da alacağın hangi aylar kirasından kaynaklandığı açıklanmamıştır. Sadece, davacı aynı sözleşmeye istinaden, kiracı ... hakkında ödenmeyen 2008 Kasım ayından 2009 Mart ayına kadar toplam 6.000,00.- TL kira parasına yönelik olarak takip yaptığına ve kira parasının ödenmediğine ilişkin ... İcra Müdürlüğünün 2009/986 esas sayılı dosyasını delil olarak sunmuştur. Kiracı hakkında yapılan takipdeki miktar ile kefil hakkında
yapılan takipteki miktar aynı olmaması nedeniyle, söz konusu dosya davacının davalı kefilden olan alacağını açıklamaya yeterli değildir. Bilindiği üzere, Borçlar Kanunun 493. maddesi mahdut zaman için kefaleti, 494. maddesi ise, mahdut olmayan zaman için kefalet ilişkisini düzenlemiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.03.2006 tarih ve 2006/6-78 esas-2006/88 karar sayılı ilamında kefilin sorumluluğunun kira sözleşmesindeki sözleşme süresi ile sınırlı olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacıya dava dilekçesi açıklatılarak, hangi ay kiralarına yönelik olarak takip yaptığı tespit edilerek, sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğunun kabul edilmesi halinde, davalının sözleşmenin başlangıç tarihi olan 01.06.2008 tarihinden itibaren bir yıl ile sınırlı olarak kira borçlarından sorumlu olacağı gözetilmelidir.Ayrıca kefilin sorumluluğu kapsamında kalan 01.06.2008- 31.06.2009 dönemine yönelik bir alacak söz konusu ise, Borçlar Kanunun 493. maddesinin “Bir kimse mahdut bir zaman için kefil olup da,
bu zamanın inkızasını takip eden bir ay zarfında alacaklı bu bapta icraya veya mahkemeye müracaatla hakkını takip etmezse yahut takibatına uzun müddet fasıla verirse kefil kefaletten beri olur.” hükmü gereğince, kefalet süresi sonra ermesinden bir aydan fazla bir süre sonra 08.02.2010 tarihinde kefil hakkında icra takibi yapıldığından, kefilin sorumluluğu takip tarihi itibari ile sona erdiğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Bu nedenle belirtilen hususlar üzerinde durulmaksızın, sırf sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/8083, K. 2012/15148, 21 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama