KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/8223 E., 2012/9531 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, satılan payın iptaline, davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkillerinin dava konusu Gaziantep ili ... İlçesi, ... köyü 181 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 20/40 oranı ile paydaşı olduklarını, diğer paydaş ... taşınmazdaki 20/40 oranındaki payını müvekkillerinden habersiz davalıya sattığını, satışın davacıların bilgisi ve rızası dışında yapıldığını belirterek davalıya ait payın önalım hakkı sebebiyle iptali ile kendi adlarına tescilini talep etmişlerdir. Davalı, kendi yerini kullandığını ve üzerine sondaj yaptırdığını, davacıların iyiniyetli olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuş mahkemece taşınmaz üzerinde geçerli bir fiili taksim bulunmadığından davaya konu satılan payın iptali ile davacılar adına payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden (resen) nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; taraflar arasındaki uyuşmazlık önalım hakkına konu edilen payın bulunduğu taşınmazın önceki paydaşları arasında taksim edilip edilmediği noktasındadır.
Dosya içindeki tapu kaydının incelenmesinden, dinlenen tanık beyanlarından ve taşınmaz başında yapılan keşifte davaya konu taşınmazın, davacılar murisi ... ile davalının satın aldığı paydaşı ... arasında eylemli olarak bölüşülerek taşınmazın sağ tarafının ... ve sol tarafının ise ... tarafından fiilen taksim edilerek kullanıldığı, fen bilirkişi raporunda da davalı pay üzerinde üç adet sondaj kuyusu bulunduğu ve satın alan ... tarafından yapıldığı, tanık beyanlarına göre de taşınmazın fiili kullanım biçimi belirlenerek davalının fiili taksim savunmasını doğrular nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
Taşınmazda çok sayıda paydaş olsa dahi, fiilen taksim edildiğinden söz edebilmek için her bir paydaşın fiilen kullandığı bir bölümün olması ya da taşınmazı kullanan paydaşların paylarına karşılık gelen bir alanı kullanmaları gerekmemektedir. Ortada eylemli bir bölüşme söz konusu olduğu halde zamanında davalının satın aldığı yer üzerinde hak iddia etmeyen davacının önalım hakkını kullanması yukarda açıklandığı üzere Türk Medeni Kanun’un 2. maddesi ile bağdaşmaz.
Taşınmaz fiilen taksim edilerek kullanıldığına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/8223, K. 2012/9531, 25 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama