KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/8268 E., 2012/12207 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Ortaklığın giderilmesi
Karar Metni
344 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, iki adet bağımsız bölüm hakkında ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş, hükmü davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin temyiz istemi yerinde değiltir.
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince;
Davacı vekili katıldığı 08.02.2012 tarihli oturumda davayı ıslah ettiklerini bildirerek ortaklığın giderilmesi yanında davaya konu bağımsız bölümlere ilişkin ecrimisil bedelinin de davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili ıslah talebini kabul etmediklerini bildirmiştir. Islah müessesesi 6100 sayılı HMK’nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup usule ilişkin işlemlerin kısmen veya tamamen ıslahı mümkündür.
Islah ile dava sebebinin değiştirilmesi veya başlangıçta saklı tutulan kısmın talep sonucuna ilave edilmesi mümkündür. Ne var ki dava konusu edilmeyen bir talebin ıslah suretiyle dava kapsamına alınması mümkün değildir. Islahla kastedilen dava konusu edilen hususların değiştirilip genişletilmesidir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/1-364 esas 2011/453 karar sayılı kararı da bu doğrultuda olup dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal olanak bulunmadığı belirtilmiştir. Olayımızda davacının ecrimisil istemi dava konusu edilmeyen bir hususun ıslah suretiyle dava kapsamına alınması niteliğinde olup usule uygun ve geçerli bir ıslah talebi olarak kabul edilemez.
Nitekim davacı vekili takip eden oturumda ıslah talebinden vazgeçtiklerini bu konudaki haklarını saklı tuttuklarını bildirmiştir. Bu durum karşısında mahkemece davacının ıslah isteminin geçerli ve usule uygun bir istem olarak değerlendirilemeyeceğinden bahisle reddi gerekirken davacının ıslaha konu talebinden vazgeçtiğinden bahisle esastan reddi ile davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup, hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/8268, K. 2012/12207, 25 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama