KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/8606 E., 2012/12332 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
624 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık,önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karara verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 180 No’lu parselin paydaşlarından... mirasçılarının taşınmazdaki 1 / 2 paylarını onbeş gün önce davalılara sattıklarını, davacının önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek,davalılar adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, satıcı paydaşların köyden gitmeleri nedeniyle paylarını öncelikle davacıya teklif ettiklerini, davacının almak istemediğini beyan etmesi üzerine davalılara önerdiklerini ve söz konusu payın 20.12.2008 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile 210.000 TL bedelle davalılar ...ve ...'e sattıklarını, bu satıştan sonra devreye giren davacının payın kendisine satılmasını talep ettiğini, yapılan pazarlıklar sonucu payların bu kez haricen 200.000 TL bedelle davacıya satıldığını, satış bedelinin tamamının ödenmesinden sonra tapuda devrin yapılacağını,
ne var ki davacının taksitlerini ödememesi nedeniyle satışın bozulduğunu ve payın ilk alıcı olan davalılara devredildiğini, bunun üzerine davacının da bu pay satışına yönelik önalım hakkını kullanmayacağını, kendi payını da satmak istediğini söylediğini, davalılarla aralarında 10.4.2010 tarihinde harici satış sözleşme yapıldığını, buna göre payını 380.000 TL'ye satıp 10.000 TL de kaparo aldığını, davacının bu şekilde önalım hakkını kullanmaktan vazgeçtiğini, işbu davayı da kötü niyetle açtığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla da kullanılabilir hale gelir. Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. Türk Medeni Kanunu’nun 733 / 3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu 810 No’lu parselin paydaşlarından... mirasçıları taşınmazdaki 1 / 2 paylarını toplam 150.000 TL bedelle 10.2.2010 tarihinde davalılara satmışlardır. Davacı ise bu pay satışına yönelik açtığı davada önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Dairemizin bozma ilamından sonra taraf teşkilinin sağlanmasını takiben davalılar resmi satıştan önce ve sonra düzenlenmiş bir takım harici satış senetleri sunmuştur.
Bu belgelere göre dava konusu edilen pay önce satıcı paydaşlar tarafından 210.000 TL bedelle davalı ...'e satılmış, yine satıştan önce satıcılar ...ve ... ile davacı arasında payın 200.000 TL'ye satılması konusunda adi yazılı belge düzelenmiştir. Resmi satıştan sonra ise 10.4.2010 tarihinde bu kez davacı ile davalılar ...ve ... arasında davacının payının 380.000 TL'ye satılması konusunda anlaşma yapılmıştır.
Sunulan belgeler davalıların savunmasını doğrulamakla birlikte önalım hakkı tapuda yapılan resmi satış senedi ile kullanılabilir hale geleceğinden ve ortada yasal şekilde önalım hakkından vazgeçme söz konusu olmadığından anılan adi ve harici şekilde düzenlenmiş satış senetlerinin varlığı kullanılabilir hale gelmiş önalım hakkını bertaraf etmez ve davacının kötü niyetli olduğunu göstermez. Bu itibarla davacının yasal önalım hakkını kullanmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/8606, K. 2012/12332, 27 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama