KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/8712 E., 2012/16437 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
464 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, ziynet eşyalarının iadesi ve davacı tarafından çekilen ve davalıya verilen krediden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacıya düğünde 5 adet altın bilezik takıldığını, ayrıca çeyrek altın takıldığını, düğünde takılan çeyrek altınların düğünden birkaç gün sonra bozdurulup 2 tane bilezik daha alındığını böylece davacının toplam 7 bileziği olduğunu, düğünden bir ay kadar sonra davalı tarafından ihtiyacı olduğu belirtilerek 4 adet bileziğe el konulduğunu, davalı tarafından bileziklerin bir daha iade edilmediğini, ayrıca hemşire olan davacı tarafından düğünden hemen önce davalının ricasını üzerine bankadan 5000 TL kredi çekerek davalının hesabına yatırdığını,
davalının bankalara kredi borcu olduğundan bahisle ziynetlerin aynen iadesini veya bedelini tahsilini ve bankadan çekilerek davalının hesabına yatırılan 5000 TL kredi bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının 23/04/2010 tarihinde kamyonetle müşterek haneye gelerek kendisine ait şahsi eşyaları ile birlikte bileziklerini götürdüğünü, kendisinde davacının hiçbir ziynetinin kalmadığını, davacının iddialarının gerçek olmadığını, davacıdan kredi çekmesini istemediğini,ihtiyacı olmadığını, hesabına da böyle bir para yatırılmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece deliller toplandıktan sonra davacıya yemin hakkı hatırlatılmış, davacı vekili yemin teklifinde bulunmayacaklarını beyan etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalı tarafından el konulduğunu ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını,davalı tarafından el konulduğunu, bunların zorla elinden alındığını, ispat yükü altındadır.
Olayda, davacı kadın ziynet eşyalarına davalı tarafından el konulduğu, borçları nedeniyle bozdurulduğu ve evlilik birliği devam ederken iade edilmediğini, ayrıca bankadan kendi adına çektiği krediyi davalının hesabına yatırdığını dinlettiği tanık beyanları ve dosyada mübrez delillerle kanıtlayamamıştır. Davacı vekili dilekçesinde davalı tarafa yemin teklif etmeyeceklerini beyan etmiştir. Mahkemece davasını ispat edemeyen davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/8712, K. 2012/16437, 12 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama