KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/8870 E., 2012/16986 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava önalım hakkı nedeniyle payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Davacı tarafından tapudaki alıcı ve satıcı hakkında açılan davada , mahkemece payı satan davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet nedeniyle reddine, payı satın alan davalı ... hakkındaki istemin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından, taşınmazda fiili taksim bulunduğundan bahisle temyiz edilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; hakkındaki, dava husumet nedeniyle reddedilen önalıma konu payı satan davalı ... 14.12.2011 tarihli celsede davaya konu parselin sınırlarına kardeşleri .... ve .... ile birlikte ip çekerek üçe böldüklerini, daha sonra aralarında kura çektiklerinde de 2 no'lu kısmın kendisine düştüğünü beyan etmiştir. Davacıya fiili taksim hususu sorulmadığı gibi, bu konuda bir değerlendirmede yapılmamıştır.
Temyiz dilekçesinde de davalı ... fiili taksim nedeniyle davanın reddi gerektiğini bildirmiştir. Fiili taksim savunmasının yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün olduğu gibi diğer davalının duruşmadaki beyanı da fiili taksim savunması niteliğindedir.
Mahkemece davalının fiili taksim savunmasına yönelik delilleri ve varsa davacının karşı delilleri de toplanıldıktan sonra gerektiğinde mahallinde keşif yapılarak ve bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonucu göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/8870, K. 2012/16986, 19 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama