KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/9387 E., 2012/12054 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Ortaklığın giderilmesi
Karar Metni
455 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Yapılan yargılama sonunda dava konusu edilen malların satışına karar verilmesi halinde satış bedeli paylar oranında paydaşlara dağıtılır.
Yargılama giderleri ve alınacak harç paylar oranında paydaşlara yükletilir. Bu durumda yargı harcının yükümlüsünün de yargı harcı bağışıklığı bulunmayan paydaş olması doğaldır. 3561 Sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 2. maddesinde sözü edilen harçtan muafiyet kuralı kayyım tayin edilen mal memurunun doğrudan hazinenin hak ve menfaatini ilgilendiren işlemleri hakkında söz konusudur.
Hazinenin kendi mülkiyet hakkına dayanarak taraf olduğu davalarla 3561 Sayılı Kanun’dan doğan nedenlerle bir başkasını temsilen taraf olduğu davaları birbirinden ayrı tutmak gerekir. Bu itibarla temyiz isteminde bulunan kayyımdan temyiz harcı alındıktan sonra harç tahsil makbuzunun dosyaya eklenmesi;
2-Davalı ...’e karar Tebligat Yasasının 35. maddesine göre tebliğ edilmiş ise de usulsüzdür Tebligat Kanunda 6099 Sayılı Yasa ile değişikliğine gidilmiş olup 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle T.K'nun 10. maddesi “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir.
(Ek fıkra:11.01.2011 - 6099 S.K./3.mad) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır”.
Hükmünü T.K.nun 21/2. maddesi “(Ek fıkra:11.01.2011 - 6099 S.K./5.mad) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” T.K'nun 35/2 maddesi “ Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” hükümlerini içermektedir.
Açıklanan yasa hükmüne göre, adres kayıt sisteminde adresleri tespit edilebilen taraflara Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebligat yapılması yerinde değildir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/9387, K. 2012/12054, 24 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama