KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/9563 E., 2012/11024 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tahliye
Karar Metni
514 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, işyeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece kiralananın tahliyesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının dava konusu taşınmazda kiracı olduğunu, taşınmazın Kadıköy 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/175-104 sayılı ilamı ile müvekkile ait olduğunun kesinleştiğini, keşide edilen ihtara, davalının verdiği cevabi ihtarda önceki malikle yapılan kira sözleşmesinin 1.8.2010 başlangıç tarihli olarak belirtildiğini, kira sözleşmesinin bitiminden bir ay önce kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin ihtaren bildirildiğini, kiralananda züccaciyelik yapacağını belirterek kiralananın iş yeri ihtiyacı nedeniyle tahliyesini istemiştir.Davalı vekili ise ihtiyaç iddiasının gerçek ve samimi olmadığını,
davanın yasal süresinde açılmadığını, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin 1.8.2010 olduğunu, bu süre beklenilmeksizin davanın açıldığını dükkanın ihtiyaca yeterli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
6098 sayılı TBK.’nun 350/1. maddesi hükmüne göre ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde bu kanunun 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılması gerekir. TBK.’nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren, daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulması gerekir.
Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Davacının bildirdiği bu tarihlere davalı karşı çıkarsa uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliller toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu taşınmaz Kadıköy 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/175-104 sayılı kesinleşmiş ilamı ile davacı adına 7.9.2010 tarihinde tescil edilmiş ve malik sıfatıyla iş yeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istenmiştir. Davacı 3.3.2011 keşide ve 4.3.2011 tebliğ tarihli ihtarla taşınmazın maliki olduğunu ve kiraların kendisine ödenmesini ve sözleşmenin yenilenmeyeceğini davalıya bildirmiş,davalı ise 8.3.2011 tarihli cevabi ihtarında, ihtilaf konusu yeri en son 01.08.2010 başlangıç tarihli sözleşme ile aylık
./..
200.TL bedelle kiraladığını, yeni dönemde de yasal kira artışı yaparak kiracılığa devam edeceğini bildirmiştir.
Bunun üzerine davacı 24.6.2011 keşide ve 28.6.2011 tebliğ tarihli ihtarla kira sözleşmesinin başlangıç tarihi olarak bildirilen 1.8.2010 tarihine göre kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğini bildirmiştir.Bu durumda kira başlangıç tarihinin 1.8.2010 ve süresinin de yıllık olduğu tarafların kabulünde olduğundan bu tarihin kira başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerekir.Davacı vekili de bu tarihin kira başlangıç tarihi olduğunu belirterek davasını açmıştır.
İhtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, bir ay içinde açılması gerekir.kira sözleşmesinin başlangıcı 1.8.2010 ve süresi bir yıl olarak kabul edildiğinde 22.7.2011 tarihinde süre dolmadan açılan dava süresinde olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı ve tarafların kabulünde olmayan 1.7.2010 başlangıç ve bir yıl süreli sözleşme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/9563, K. 2012/11024, 4 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama