KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/9657 E., 2012/11939 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatı ile
- Dava türü
- Eşya alacağı
Karar Metni
450 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, ziynet eşyalarının iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı ile çıkan bir anlaşmazlık sonunda müvekkilinin ortak taşınmazdan kovulduğunu ve ortak hanenin anahtarının değiştirilmesi nedeniyle ziynet eşyalarını alamadığını belirterek ziynetlerin aynen iadesini, olmazsa bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, kendisinde davacının hiçbir ziynetinin kalmadığını müşterek evde bulunan eşyaların da davacı tarafından teslim alındığını, teslim anında davacının ziynetlere ilişkin hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmediğini beyan ederek davanın reddini istemiştir. Mahkemece deliller toplandıktan sonra davacıya tamamlayıcı yemin eda ettirilerek yemin doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
Olayda, davacı kadın evi terk ettiği tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini dinlettiği tanık beyanları ile kanıtlayamamıştır. Bu durumda davacıya tamamlayıcı yemin yöneltilemez.Davacı dava dilekçesinde , sair delile dayandığından bu delilin içinde yemin delilinin de olduğu kabul edilerek ziynetlerin davalı tarafta kaldığı, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığı ve götürülmesine engel olunduğu konusunda davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/9657, K. 2012/11939, 20 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama