KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2013/12759 E., 2014/1405 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2014
- Mahkemesi
- Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 02/03/2012
- Numarası
- 2010/166-2012/144
Karar Metni
450 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı istirdat ve kira sözleşmesinin iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava,kira sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespiti ve iptali ile davalıya ödenen kira parasından şimdilik 10.000 TL'nin istirdatı istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne,10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388.maddesi ile bunun karşılığı olarak düzenlenen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2 maddesinde belirtilmiştir.
Buna göre karar(hüküm), tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar.
Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hükmün gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır.
Ayrıca,davanın kabulüne karar verildikten sonra hükmün kendi içinde çelişki oluşturacak şekilde, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş gibi hüküm kurulması da doğru değildir.
Somut olayda.
Davacı vekili,dava dilekçesinde özetle, “...davalı şirketin kiralama yetkisi bulunmamasına rağmen tasarruf yetkisi varmış gibi bir çok taşınmazı 3. Kişilere kiralayarak haksız kazanç elde ettiğini belirterek davalının kira sözleşmesi yapma yetkisi bulunmaması nedeniyle kira sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespiti ile iptaline,davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla sözleşme yapma yetkisi olmamasına rağmen kira sözleşmesi yapması nedeniyle davalıya ödenen kira bedelinden şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini...” talep etmiştir.
Mahkemece hükümde,davanın kabulüne, 10.000TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş,kira sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespiti ve kira sözleşmesinin iptali talebi ile ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeyerek çelişki oluşturulmuştur.
Mahkemece, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK.'nun 388 ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.'nun 297.maddesine aykırı olacak şekilde,hükmün fıkrasında çelişkili ifadelere yer verilerek,hem davanın kabulüne karar verilip hem de davacı taleplerinden sadece istirdat hakkında karar verilip,diğer taleplerle(kira sözleşmesinin iptali) ilgili bir hüküm kurulmayarak infazda da tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Zira, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle,taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Tüm bu nedenlerle mahkemece çelişkili, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/12759, K. 2014/1405, 11 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama