KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2013/3013 E., 2014/1307 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2014
- Mahkemesi
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 16/10/2012
- Numarası
- 2011/417-2012/478
Karar Metni
427 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit ve tazminat davasına dair karar, davacı-k.davalı, davalı-k.davacı ve karşı davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava, menfi tespit, karşılık dava ise kira bedeli ve hor kullanma tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl dava ve karşılık davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı vekili, davalı-karşı davacı ve karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, sözleşmenin özel şartların 6 .2 maddesine, tarafların tacir olmalarına göre davacı –karşı davalı ve karşı davalı vekilinin tüm, davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı-karşı davacının kira alacağına ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Hükme esas alınan 14.03.2008 başlangıç tarihli ve yedi yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı-karşı davacı, davacı–karşı davalının sözleşmeyi haksız feshinden dolayı dönem sonuna kadar kira bedeli olan 300.000 TL nin tahsilini istemiştir.
Sözleşmenin özel şartları 8.4 maddesinde “kiracı kira sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren ilk 3 yıllık kira süresinde kiralanan yeri tahliye etmeyeceğini,.bu süre içerisinde tahliye etmesi durumunda ilk üç yılın sonuna kadar olan kira bedellerini ödeyeceğini kabul ve taahhüt etmektedir.
Kiracı üç yıllık sürenin sonundan itibaren .sözleşme bitim tarihine kadar 6 ay önceden yazılı bildirimde bulunmak ve 6 aylık kira bedelini ödemek kaydıyla kiralanan yeri tahliye hakkı bulunmaktadır.” hükmüne yer verilmiştir. Davacı-karşı davalı sözleşmenin 6.4 maddesinde belirtildiği şekliyle kiraladığından, tacir olan davacı-karşı davalı basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğinden, kiralananı ayıpları nedeniyle sözleşmeyi fesih etmesi haklı olarak kabul edilemez.
Öte yandan her ne kadar sözleşmenin feshi haklı değil ise de davalı-Karşı davacı vekili 06.09.2010 tarihli dilekçelerinde zararlarının artmaması ve yeniden kiraya vermek girişiminde bulunmak için tek taraflı olarak kiralananı teslim aldıklarını bildirmişlerdir. Bu bildirim karşısında kiralananın 06.09.2010 tarihinde teslim alındığının kabulü gerekir.
Taşınmaz 06.09.2010 tarihinde tahliye edilip, anahtarları teslim alındığına göre uyuşmazlığın sözleşmenin 8.4 maddesinde belirtilen hüküm çerçevesinde çözümlenmesi gerekirken, feshin haklı olduğundan bahisle davalı karşı davacının kira alacağına ilişkin davanın da yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/3013, K. 2014/1307, 10 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama