KÜNYE
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2013/52 E., 2013/12135 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalıma konu payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davaya konu “arsa” niteliğindeki ... ada ... No’lu parselin 25/69 payı ... adına kayıtlı iken adı geçenin 30.01.2009 tarihinde payını 5.000 TL bedelle davalıya satması üzerine süresinde açılan işbu dava ile davacı önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davalı vekili ise davaya konu payın taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi nedeniyle gerçekte satış değil bağış yapıldığını öte yandan parselin fiili taksime uygun şekilde kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımızda davalı fiili taksim savunmasında bulunmuş buna ilişkin olarak keşif ve tanık deliline dayanmıştır. Ne var ki mahkemece bu yön üzerinde hiç durulmamıştır. Yukarıda açıklandığı üzere fiili taksim savunması davanın her aşamasında iler sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Davalı fiili taksime dayandığına göre bu konuda taraf vekillerine tanık dahil tüm delillerini bildirmeleri için süre verilmeli, keşif dahil bildirilecek deliller toplanıp değerlendirmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu konuda inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/52, K. 2013/12135, 10 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama