KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2014/9637 E., 2014/11507 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2014
- Mahkemesi
- Ordu İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 16/07/2014
- Numarası
- 2014/191-2014/218
Karar Metni
276 kelime·1 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, tahliye taahhüdüne dayanılarak başlatılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının kiracısı olduğu taşınmaza ilişkin 10.06.2013 tanzim ve 07.05.2014 tahliye tarihli tahliye taahhüdü verdiğini, davalı hakkında tahliye taahhüdüne dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı itirazının haksız olduğunu belirterek itirazın kaldırılması ile kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ise; Türk Borçlar Kanununa göre taahhüdün tahliye sebebi sayılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, hazırlanan tahliye taahhüdünün usulüne uygun olmadığı, kiracının taşınırken tahliye edilmesi ile ilgili belgeyi imzalamasının Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
10.06.2013 tanzim tarihli dayanak tahliye taahhüdü incelendiğinde; ‘’10.06.2013-07.05.2014 tarihleri itibariyle sözleşme imzalayarak kiralamış olduğum…’’ ibaresi ile başlayan bir ifade ile davalının kiracı olduğu belirtilmiş kiralananın 07.05.2014 tarihinde tahliye edileceği taahhüt edilmiştir. Davalı gerek borca itiraz dilekçesinde gerekse yargılama aşamasında kiracılık ilişkisine ve dayanak taahhütnamedeki imza ve tarihlere itiraz etmemiştir. Bu durumda taşınmazda kiracı olduğu anlaşılan davalının tahliye taahhüdü vermesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Davalı tarafından sözleşmenin yenilenmediği kanıtlanamadığına göre mahkemece istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/9637, K. 2014/11507, 23 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama