KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2015/6580 E., 2015/9190 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2015
- Mahkemesi
- Söke Sulh Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 28/01/2015
- Numarası
- 2014/725-2015/65
Karar Metni
456 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, akde aykırılık ve temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ve kiracı olmayan davalı İ.. D..'nin tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davaya konu taşınmazın paylı mülkiyete tabi bir taşınmaz olduğundan akde aykırılık ve tahliye davasına dayanak olan temerrüt ihtarının pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması ile açılması gerekip, bu eksikliğin sonradan giderilemeyeceğinden bahisle ve davalı İ.. D.. yönünden, bir ticari işin başkasına yaptırılmasının kiralananın devri anlamına gelmeyeceğinden davaların reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Borçlar Kanununun 315.maddesi (Borçlar Kanununun 260.maddesi) hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle açılacak tahliye davasının kural olarak kiralayan tarafından açılması gerekir. Kiralayanlar birden fazla ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ihtarnameyi birlikte göndermeleri ve yine davayı da birlikte açmaları zorunludur.
Kiralayan durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden yeni malikin önceden kiracıya ihbar göndererek kira paralarının kendisine ödenmesini istemesi bu ihbarın sonuçsuz kalması halinde yasal içerikli ihtarname tebliğ ettirmek suretiyle dava açması gerekir. Dava hakkına ilişkin bu husus mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulmalıdır.
Kiralanan paylı mülkiyete konu ise, pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması, elbirliği mülkiyetine tabi ise, tüm ortakların davaya katılmaları gerekir. Dava hakkına ilişkin bu husus mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulmalıdır.
Türk Borçlar Kanununun 322. maddesi uyarınca kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça, kiralananı başkasına kiralayamayacağı gibi, kullanım hakkını da devredemez. Kiracının buna aykırı davranması halinde kiraya verenin sözleşmeye aykırılık sebebiyle tahliye davası açabilmesi için TBK.’nun 316. maddesi uyarınca kiracıya en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini, aksi halde sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirmesi ve bu bildirimin sonuçsuz kalması gerekir.
Olayımıza gelince; davada dayanılan ve hükme esas alınan, 13.02.2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar 3. maddesinde kiracının taşınmazı kısmen veya tamamen başkasına ciro edemeyeceği ve devredemeyeceği düzenlenmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin kiralayan sıfatıyla dava açtıklarını bildirmiştir.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesi gereğince davacının kiralayan sıfatıyla dava açma hakkı vardır. Zira kiralayanın malik olması şart değildir. Bu durumda, mahkemece, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine kararı verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca İ..
D..nin davalı kiracı ile ortak olarak işletmeyi çalıştırdıkları kabul edildiğine göre, bu durumun kira sözleşmesinin 3. maddesine aykırılık oluşturup oluşturmayacağı üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/6580, K. 2015/9190, 27 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama