KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2015/9456 E., 2016/3200 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
309 kelime·2 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalılar tarafından süresi içinde ayrı ayrı temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, icra takibine yapılan itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davalıların itirazlarının kaldırılmasına, taşınmazdan davalı kiracı ...’in tahliyesine karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edimiştir. 1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalı kiracı ...’in temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davalı müteselsil kefil Behzat Yaşar'ın temyizine gelince;
Takibe dayanak yapılan ve hükme esas alınan 01.03.2013 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu sözleşme kiraya veren davacı ... ile kiracı ... arasında akdedilmiş, diğer davalı ... tarafından müteselsil kefil sıfatı ile imzalanmıştır. Sözleşme tarihine göre uygulanması gereken ve kefalette şekil şartını düzenleyen TBK 583. md. (BK.
484. md.) hükmüne göre kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe kefalet geçerli olamaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Sözleşmede, davalı kefil ile ilgili azami sorumluluk miktarı ve kefalet tarihi kendi el yazısıyla belirtilmediğinden kefalet sözleşmesi şekil şartına uygun bulunmamaktadır. Bu nedenle adı geçen davalı müşterek müteselsil kefil hakkındaki istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/9456, K. 2016/3200, 20 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama