KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2021/2526 E., 2022/55 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
562 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı ve davalı ... vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklandığı ileri sürülen ve ödenmeyen iş bedeli alacağı ile işlemiş faizlerinin tahsili için yapılan ilamsız icra takibine, itirazın iptâli ve takibin devamı istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın Ilgın Belediye Başkanlığı yönünden reddine, diğer davalı yönünden kabulüne dair verilen karar, davacı ile davalı ... (...) vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı ... (...) vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Bilindiği üzere; mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı).
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Yerel mahkemece verilen 26.01.2016 tarihli ilk hüküm, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2018/4983 Esas 2019/1091 Karar 12.03.2019 günlü ilamı ile davacı tarafından yapıldığı iddia edilen iş ve imalatların yerine getirilip getirilmediği, iş sahibi yararına olup olmadığı ve iş sahibi yararına ise vekaletsiz iş görme hükümlerine göre bedelinin hesaplanması, borçlu usulen temerrüde düşürülmediğinden faizin icra takip tarihinden itibaren uygulanması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Yerel mahkemece, 08.10.2019 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan yerel mahkemece, davanın Ilgın Belediye Başkanlığı yönünden reddine, diğer davalı ... (...) yönünden itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmiş olup, verilen hükümde Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2018/4983 Esas, 2019/1091 Karar 12.03.2019 günlü bozma ilamında faizin icra takip tarihinden itibaren uygulanması gerektiğine ilişkin bozma gereğinin yerine getirilmediği, davanın yalnızca takip talebindeki asıl alacak miktarı olan 36.921,00 TL üzerinden açıldığı da dikkate alınmaksızın takip tarihinden önce işlemiş faizle birlikte takip konusu alacağın tümü için itirazın iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/2526, K. 2022/55, 17 Ocak 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama