KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2021/79 E., 2021/684 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2021
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
715 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali ve alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davalıya ait inşaatın çelik konstrüksiyon cephe, çatı kaplama ve montaj işlerinin yapımı için davalıyla sözleşme imzalandığını, iş bedeli olarak kararlaştırılan 720.000,00 TL’nin ödemesine rağmen KDV’nin ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak takibe haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; asıl davanın reddi ile karşı davada, davacının sözleşme konusu işi tamamlayıp teslim etmediğini, ayıplı ve eksik işler bulunduğunu, kooperatif üyelerinin mevcut haliyle işyerlerine taşınmak zorunda kaldığını, davacının ödemek zorunda olduğu SGK primlerinin taraflarınca ödendiğini savunarak karşı dava ile geç teslim nedeniyle 5.000,00 TL, eksik ve ayıplı işler nedeniyle 5.000,00 TL ile davacı yerine ödenen SGK primleri nedeniyle 31.436,00TL’nin tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın, davalı – karşı davacı iş sahibi tarafından temyiz edilmesi sonucunda (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 2016/5627 Esas – 2017/3195 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma sonrasında yapılan yargılama sonunda asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Karar, davalı – karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davalı – karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Hüküm taraflardan yalnız biri tarafından temyiz edilmiş ve bozma kararına mahkemece uyulmuş ise bozma lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak oluşur ve mahkeme artık bozma kararına uygun karar vermek zorundadır. Bozma kararı bazı araştırmaların yapılmasını gerektirmiş ve sonuçta daha farklı bir rakam veya sonuç ortaya çıkmış olsa bile mahkemenin vereceği yeni karar önceki karara oranla temyiz edenin daha aleyhine bir karar olamayacaktır. Söz konusu bu duruma aleyhe karar verme yasağı denilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece bozma kararından önce davalı – karşı davacı iş sahibinin, davacı - karşı davalı yüklenici yerine SGK’ya ödediği prim borcunun 7.247,10 TL olduğu kabul edilerek bu miktara hükmedildiği anlaşılmıştır.
Bozma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda ise bu miktarın 4.736,57 TL olduğu hesaplanmış, mahkemece bozmadan sonra bu miktara hükmedilmiş ise de az yukarıda açıklandığı üzere, kabul edilen 7.247,10 TL’lik miktarı davacı – karşı davalı yüklenici temyiz etmediğinden, davalı – karşı davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur ve mahkemece bu miktarın altında daha az bir miktara hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün 6100 Sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK'nın 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/79, K. 2021/684, 7 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama