KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2022/4015 E., 2024/1029 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla
- Sayısı
- 2021/774 E., 2022/305 K.
Karar Metni
864 kelime·4 dk okuma
Birleşen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/412 Esas sayılı dosyasında: HÜKÜM/KARAR : Asıl Davanın Reddine, Birleşen Davanın Kısmen Kabulüne
1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, asıl dava sözleşmenin imkansızlık nedeniyle geçersizliğinin tespiti ile ödenen iş bedelinin iadesi, olmadığı taktirde geçerli kabul edilen sözleşmenin haklı olarak feshedildiğinin tespiti ile ödenen iş bedelinin iadesi ve cezai şart alacağının tahsili; birleşen dava ise bakiye iş bedeli, gecikme zammı ve ceza-i şart alacağının tahsili ile teminat senedinin iadesi istemlerine ilişkindir.
2- Mahkemece verilen 25/12/2014 tarihli ilk kararda taraflarca 07.11.2009 tarihli proje sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin 2. maddesine göre konunun davacı kooperatif adına kayıtlı, mevcut, iki katlı mühürlü yapıların İl Özel İdaresi ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ilke kararlarına uygun harita koruma amaçlı imar planı, mimari, statik, elektrik, sıhhi tesisat projelerinin hazırlanması, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi alınması olduğu, sözleşmede davalı yüklenicin davacı kooperatife ait yapılara mesken imarı almayı taahhüt ettiğine dair bir maddenin bulunmadığı,
davacı kooperatifin dosyadaki belgelerden inşaat ruhsatını neden alamayacaklarını ve konutların 2. derece doğal sit alanı içerisinde bulunduğunu bildikleri, sözleşme imzalanmadan önce davacıya fakslanan rapor göz önüne alındığında davacı kooperatifin yapılması ve teslimi mümkün olmayacağını bildiği projeyi davalı ile imzalamasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davalı yüklenicinin turizm tesisi amaçlı başvurusu doğrultusunda işlem yapılmasının mümkün olduğu,
bu durumun davacı kooperatifin genel kurul tutanaklarında çözüm olarak değerlendirildiği gerekçesiyle sözleşmenin geçerli olduğu tespit edilerek davacı kooperatifin haksız feshetmesi sebebi ile asıl davanın reddine, birleşen dosyada 224.200 TL asıl alacak, 21.600 TL KDV alacağı, sözleşme bedeli KDV dahil 743.000 TL üzerinden %10 cezai şart olarak 74.340 TL, işin teslim tarihi olan 29.05.2010'dan, fesih tarihi olan 30.09.2010 tarihine kadar geçen sürede hakediş bedelinin %5'i oranında gecikme zammı olan 44.840 TL olmak üzere toplam 364.980 TL alacağın faizi ile birlikte tahsiline,
sözleşmenin haksız feshi nedeni ile 60.000 TL'lik teminat senedinin davalı/birleşen davacıya iadesine karar verilmiştir.
3- Mahkemenin ilk kararına karşı, davacı/birleşen davada davalı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 08/03/2017 tarihli, 2016/1417 E. ve 2017/1001 K. sayılı ilamında; davalı/birleşen davacı vekili tarafından, davacı/birleşen davada davalı iş sahibinde bulunan 60.000 TL bedelli teminat senedinin iadesi talep edildiği halde bu istem harçlandırılmadan uyuşmazlığın esası ile ilgili hüküm kurulmasının doğru olmadığı, kabule göre de birleşen dava yönünden noksan karar ve ilâm harcına hükmedildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
4- Bozma ilamına karşı davacı/birleşen davada davalı vekilince karar düzeltme talebinde bulunulmuşsa da, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 03.10.2018 tarihli, 2017/1350 E. ve 2018/3568 K. sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
5- Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen 23/05/2019 tarihli ikinci kararda, 60.000 TL'lik teminat senedi üzerinden eksik harç ikmal edilerek, önceki gerekçe doğrultusunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 364.980,00 TL alacağın faizi ile birlikte tahsilsine, teminat senedinin birleşen davacıya iadesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
6- Mahkemenin ikinci kararına karşı, davacı/birleşen davada davalı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 08.07.2020 tarihli, 2019/3065 E. ve 2020/2168 K. sayılı ilamında; davacı/birleşen davalının asıl davada tüm, birleşen davada sair temyiz itirazlarının reddi ile sözleşmenin ödeme planı başlıklı 6. maddesinde aşamalı olarak ödenecek miktarlar gösterildikten sonra, gecikme halinde iş bedeline aylık %5 oranında gecikme zammı işleyeceği kararlaştırıldığı, yapılacak ödeme, miktar, imalat aşamaları alacağın muaccel olmasıyla ilgili olup, kesin vade niteliğinde olmadığından,
aşamalardaki iş ve imalatların yapılıp teslim edilmesiyle alacak muaccel hale gelirse de kesin vade olmadığı takdirde teslimle birlikte muaccel hale gelen alacağa temerrüt faizi, gecikme zammı uygulanamayacağı, mahkemece kesin vade bulunmaması ve temerrüt ihtarının da mahkemenin gecikme zammı hesapladığı dönemden sonra yapılmış olması sebebiyle teslim tarihinden fesih tarihine kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı ile ilgili istemin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün birleşen davada iş sahibi yararına bozulması uygun görülmüştür.
7- Bozma ilamına karşı davacı/birleşen davada davalı vekilince karar düzeltme talebinde bulunulmuşsa da, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 02.06.2021 tarihli, 2020/2657 E. ve 2021/2440 K. sayılı ilamıyla karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
8- Mahkemece ikinci bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen 26/04/2022 tarihli üçüncü kararda, teslim tarihinden fesih tarihine kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı ile ilgili istemin reddi gerektiği gözetilerek ve önceki gerekçe doğrultusunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 320.140,00-TL alacağın faizi ile birlikte tahsilsine, teminat senedinin birleşen davacıya iadesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
9- Mahkemenin üçüncü kararına karşı davacı/birleşen davada davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olduğu, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, bozma ilamına uygun ve içerik itibariyle yeterli bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek hüküm kurulduğu anlaşılmakla davacı/birleşen davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4015, K. 2024/1029, 24 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama