KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/1597 E., 2024/3879 K.·Asıl Ve Birleşen Davalarda Birleşen Davada
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/23 E., 2022/325 K.
- Hüküm/karar
- Ret
Karar Metni
507 kelime·3 dk okuma
Yerel mahkemece, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ile tapu iptali ve tescil istemli asıl ve birleşen davalarda; davacıların sözleşme koşullarına uygun hareket etmedikleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkeme kararına karşı davacılar vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) Yüksek 15. Hukuk Dairesi tarafından Yerel Mahkeme kararı bozulmuş, bu karara karşı davalı yüklenici vekilince karar düzeltme yoluna başvurulması neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 16.12.2019 tarihli, 2019/1046 Esas, 2019/5195 Karar sayılı ilamı ile avans niteliğinde tapu devri yapılmış olması nedeniyle sözleşmenin geçerli hale geldiği,
28.09.2010 tarihli ek sözleşmedeki imzaların davacılara ait olmadıkları tespit edildiğinden davacıların bu sözleşme ile bağlı tutulamayacakları, işbu davadaki talepler bakımından tüm arsa sahiplerinin muvafakatlarının alınması yahut aleyhlerine aynı talepler ile dava açılarak birleştirilmesinin sağlanması gerektiği belirtilerek, önceki bozma ilamı kaldırılıp Yerel Mahkeme kararı değişik gerekçe ile bozulmuştur.
Bozmaya uyulduktan sonra Yerel Mahkemece, adi yazılı şekilde yapılan sözleşme kapsamında %20 pay devri gerçekleştiğinden artık sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili ile katılma yoluyla asıl davada davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazları bakımından:
Asıl ve birleşen dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Asıl ve birleşen davada davacılar ile birleşen davada davalıların murisleri ve asıl davada davalı yüklenici şirket arasında 30.11.2007 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmış, sözleşme uyarınca yapı ruhsatından itibaren 18 ayın sonunda yapı kullanma iznine hazır halde teslim kararlaştırılmıştır. Dava 06.02.2012 tarihinde açılmış olup, 15.05.2015 olan keşif tarihi itibariyle inşaat seviyesi %15 olarak tespit edilmiş ayrıca uzun süre önce terk edildiği anlaşılan imalatların korozyon, aşınma, yosunlaşma ve rutubete maruz kaldığı anlaşılmıştır. Bozma sonrası yapılan 28.04.2021 tarihli keşif gününde ise inşaat seviyesinin %80 olduğu, asansör, mekanik ve elektrik tesisatı ile sıva-boya imalatının eksik olduğu tespit edilmiştir.
Bu durumda mahkemece; inşaatın seviyesinin, 25.01.1984 tarih ve 3/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca, somut olayın niteliği ve özelliğinin haklı gösterdiği durumlarda TMK'nın 2. maddesi hükmü de gözetilmek kaydı ile, gerek Dairemizin gerekse de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarında belirtildiği gibi, %90 ve üzeri orana ulaşmamış olduğu gözetilerek, sözleşmenin geriye etkili feshi ile davacılar hissesine tekabül eden tapuların davacılara iadesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2-Asıl davada davalı yüklenici vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazları bakımıdan:
Gerekçeli karar başlığında tarafların hatalı gösterilmiş olması hususu HMK'nın 304. maddesi uyarınca tarafların başvurusu üzerine veya re'sen mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün maddi hata niteliğinde olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1597, K. 2024/3879, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama