KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/2266 E., 2024/1436 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1247 E., 2023/375 K.
- Hüküm/karar
- Usulden Red
- İlk derece mahkemesi
- Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/28 E., 2021/186 K.
Karar Metni
1.713 kelime·9 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptal tescil davası olmadığı taktirde tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince üyeliğin tespiti davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, tapu iptal tescil davasının reddine, alacak davasının reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, üyelik tespiti davasının usulden reddine, tapu iptal tescil davasının reddine, aidat alacağı davasının usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin kooperatifin üyesi olduğunu, davalı kooperatife toplamda 21.500,00 TL. ödemede bulunduğunu, taraflar arasında kurulan ve yönetim kurulu kararı ile kayıt altına alınan iş bu üyeliğe dair ödenen aidatlara rağmen davalı kooperatif işin yapımını uzun süre çeşitli sebepler öne sürerek sürüncemede bıraktığını, işe başlamadığını, akabinde müvekkili işin başlaması için toplam 36.000,00 TL. borçtan geriye kalan 14.950,00 TL. bakiyeyi ödemesi gerektiğini bildirdiğini, davalı kooperatif başkanının sözlü olarak kooperatiften çıkartıldığını,
yerine yeni üye alındığını beyan ettiğini ileri sürerek kooperatif üyeliğinin tespiti ile, kendisine isabet eden bağımsız bölümün tapu iptal tescilini olmadığı taktirde tazminata hükmedilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kooperatif üyeliğine karşılık gelen ve adına isabet eden taşınmazın tespiti, kendi adına tescili ve teslimi talebinin reddi gerektiğini, müvekkili kooperatif tarafından inşa edilen konutlarla ilgili olarak ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanmadığını, henüz kura çekiminin yapılmadığını, konutların üyelere tahsis edilmediğini, ferdileşmeye geçilip konutların üyelere tapuda tescil edilmediğini, davacı tarafın henüz tescil ve teslim koşulları oluşmadan ve alacakları muaccel hale gelmeden söz konusu davayı açtığını, bununla beraber diğer kooperatif üyelerine de tapuda tescil yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamından davalı tarafın davacının kooperatif üyesi olmadığına dair herhangi bir iddiasının olmadığı, davacının dava tarihi itibariyle kooperatif üyeliğinin sürdüğü, bu nedenle davacının üyeliği devam ederken çıkma payı talep etme hakkının bulunmadığını, bu nedenle davacının bu talebinin reddi gerektiği, davacı üyeliğinin karşılığı olan gayrimenkulun tespitini talep etmiş ise de; dosya kapsamından davalı kooperatifin hali hazırda faal olduğu,
inşaatlarının devam ettiği, herhangi bir ferdileştirmenin yapılmadığı ancak davacının iddia ettiği gibi bir kısım oturumun mevcut olduğu, fakat söz konusu oturumun kooperatifin bütün edimlerini yerine getirdiği anlamına gelmediği,
Kooperatifler Kanunu uyarınca kooperatif ortağının borcunu tamamen ödemeden üyeliğinin karşılığı olan mülkiyeti talep edemeyeceği, davacının hali hazırda kooperatife borçlu olduğu göz önüne alındığında, ayrıca kooperatifin genelinde ferdileştirme tamamlanmadığı gerekçesiyle üyeliğin tespiti davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, tapu iptal tescil davasının reddine, alacak davasının reddine karar verilmiştir.
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece kooperatif genel kurul tutanakları ile kooperatif defterleri incelenmeden karar verildiğini, üyelere ne şekilde daire isabet ettiği hususunun hiç nazara alınmadığını, müvekkilin kooperatif üyeliğinin başlama tarihinin 2007 yılı olduğu dikkate alındığında aradan geçen on dört yıl içerisinde müvekkilin 2007 yılındaki üyeliğinin karşılığı olan taşınmazın bitmemiş olması, müvekkilin adına isabet edecek bir taşınmazın bulunmaması,
böyle bir taşınmazın müvekkile hali hazırda on dört yıl geçtikten sonra dahi gösterilememesi buna karşılık biten taşınmazlarda farklı üyeler tarafından oturuluyor olmasının hakkaniyete ve Kooperatifler Kanunu'nun esasını teşkil eden ''eşitlik ilkesine'' açıkça aykırı olduğunu, Kooperatifler Kanunundan kaynaklı iş bu davada kooperatif ana sözleşmesinin ve genel kurul tutanaklarının dahi dosyaya alınmadığını, davanın açılmasına bizzat davalı kooperatifin sebebiyet verdiğini, bu sebeple müvekkili aleyhinde vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini,
müvekkilin davalı kooperatife ödemiş olduğu 21.050,00 TL'nin müvekkile iadesine karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından; davalı kooperatifin yöneticisinin sözlü olarak kendisinin kooperatif üyeliğinden ihraç edildiğini ve üyelik hakkının başkasına verildiğini ileri sürerek, kooperatif üyeliğinin devam ettiğinin tespitine yönelik talepte bulunulmuş ise de; davalı kooperatif yetkili kurumlarınca kooperatif üyeliğinden ihraç edildiğine ilişkin alınmış bir karar söz konusu olmadığından,
davacının kooperatif üyeliğinin devam ettiğine yönelik tespiti talebinin hukuki yarar yokluğundan usulden reddi yerine, bu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı, kooperatif üyeliğine karşılık gelen taşınmazın, adına tescili talebinin ise, henüz kooperatif yetkili organlarınca tasfiye ve ferdileşmeye yönelik alınmış bir karar bulunmadığından ilk derece mahkemesince bu hususa yönelik delillerin taktir ve değerlendirmesinden hukuka aykırılık bulunmadığı, aidat alacağına ilişkin talebinin incelenmesinde ise;
davacının daha önce aynı aidat alacağına ilişkin olarak başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali için Konya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/378 E. sayılı dosyasında açtığı davada 25.04.2019 tarihinde davacının dava tarihi itibariyle kooperatif üyeliğinin devam ettiği, Kooperatifler Kanunun 17.maddesi uyarınca davacının üyeliği devam ettiğinden çıkma payı talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,
anılan kararın kesinleştiği, verilen kararın aidat alacağı yönünden kesin hüküm oluşturacağı, bu nedenle bu talebin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derce mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmesine, üyelik tespiti davasının usulden reddine, tapu iptal tescil davasının reddine, aidat alacağı davasının usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kooperatif üyeliğinin tespiti ile tapu iptal tescil olmadığı taktirde tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi
3-Değerlendirme 1- Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2- Bir yapı kooperatifinin ana amacı ortakların akçalı yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşılığında anasözleşmeye uygun, konut ya da işyeri teslim etmektir. Kooperatif anasözleşmesinin 62. maddesi uyarınca, konutlar maliyet bedelleri kesinleştikten sonra ortaklar veya temsilcilerinin katılımıyla noter önünde çekilecek kura ile dağıtılır. Konutların anasözleşmenin 59/2. maddesine göre ortaklara dağıtılması halinde kur’aya başvurulmaz.
Bu durumda, bir konutun ortağa tahsis edildiğinden söz edilebilmesi için, ya kur’a sonucu konutun tahsis edilmiş olması veya konutların genel kurulca belirlenecek esaslar dahilinde ortaklara dağıtılmış olması ve genel kurulun bu dağıtımı açık veya zımni olarak onaylaması gerekir. Anlatılan ilkeler dışında, yönetim kurulu genel kurulun karar veya onayı olmaksızın bir konutu belli bir ortağa tahsisine karar veremez.
Geçerli bir işlemle bir ortağa tahsis edildikten sonra, daire tahsis edilen ortağın ortaklığı devam ettiği sürece, bu ortağın rızası olmaksızın kendisine tahsis edilen dairenin başka ortağa tahsisine olanak bulunmamaktadır.
2.1. Çeşitli nedenlerle konut ya da işyeri tahsisi imkansızlığı ortaya çıktığında ortağın uygun bir tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Ortağın tüm ödemelerini yapmış olduğu belirlenirse verilecek tazminat miktarı emsal bir konutun dava tarihi itibari ile değeridir. Ödemelerin eksik yapılmış olması halinde ise Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre tazminat hesaplama ilkesi aşağıdaki şekilde formüle edilmiştir.
a-Önce ortaklara tahsis edilen konutun dava değeri itibariyle rayiç değeri hesaplanmalıdır.
b-Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar ( toptan eşya fiyat endeksi " TEFE" artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak güncel değeri bulunmalıdır.
c-Bundan sonra yukarıda (a) maddesinde bulunan değerden (b) maddesinde bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettikleri ortaya çıkarılmalıdır.
d- Bunu takiben eksik ödeme yapan davacı ortağın ödentileri (b) maddesindeki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı güncelleştirilmelidir.
e- Bu hesaplamalardan sonra normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (b) maddesinde bulunan ödemelerinin güncel değerinin karşılığı yine yukarıda (c) maddesinde bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre davacının (d) maddesinde eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yararlanması gerektiği orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak (d) maddesinde bulunan miktar (c ) maddesinde bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan rakamın (b) maddesinde bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktarın (d ) maddesinde bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar davacı ortağın davalı kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar tutarıdır.
2.2. Somut olayda, davacının, ortaklığının tespiti, tapu iptal tescil, olmadığı takdirde tazminat istediği anlaşılmaktadır. Esasen mahkeme gerekçesinde davacının kooperatif ortağı olduğu kabul edilmiştir. Davacı tapu iptali ve tescile yönelik istemi ile daire karşılığı tazminat istediği kabul edilmelidir.
2.3.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmiş ise de bilirkişi incelemesi hüküm kurmak için yeterli olmadığından mahkemece kooperatif uygulamaları ve mali konularda uzman üç kişilik bilirkişi kurulu oluşturularak, kooperatif genel kurul ve yönetim kurulu kararları, tüm defter, kayıt ve belgeleri, ortakların ödeme belgeleri, kur'a tutanakları ile dava konusu taşınmazın tapu kayıtları ilgili tapu müdürlüğünden celp edilmek suretiyle incelenerek, davacıyla aynı durumda olan kooperatifin diğer ortaklarına konutlarını tahsis edip etmediği, tahsis etmiş ise ne şekilde tahsis edildiği,
davalı kooperatifin elinde davacıya tahsis edilebilecek daire bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Daire tahsis edildiğinin veya kooperatifin elinde tahsis edilebilecek daire bulunduğunun anlaşılması halinde, bu kez davacının, davalı kooperatife karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, diğer bir anlatımla dava tarihi itibariyle davacının kooperatife aidat borcu bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Daire tahsis edilmiş olsa bile, kooperatife karşı mali yükümlülüklerini eksiksiz şekilde yerine getirmeyen ortağın tapu tescili isteme hakkı bulunmadığından tapu iptal ve tescili koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, bir karar verilmelidir.
2.3. Davalı kooperatifçe yukarıdaki ilkelere göre davacıya tahsis edilebilecek daire bulunmadığının kesin olarak belirlenmesi ve ödemelerinin eksik olması halinde ise, daire tahsisi mümkün olmayan ortağa verilecek tazminat hesabına ilişkin yukarıda açıklanan altı aşamalı formüle göre tazminat miktarının belirlenerek karar verilmesi; ödemesinin tam olması halinde, ortağa teslim edilmesi gereken bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değere hükmedilmesi gerekir.
2.4. Kabul şekline göre de, mahkeme gerekçesinde davacının ortak olduğunun benimsendiği ve davacının istemleri arasında da ortaklık tespiti de bulunduğu halde hüküm fıkrasında davacının tüm istemlerinin reddine karar verilmesi suretiyle gerekçe ve hüküm arasında çelişki oluşturularak HMK’nın 297. maddesine aykırı davranılması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Konya Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2266, K. 2024/1436, 13 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama