KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/3804 E., 2024/2153 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/556 E., 2017/963 K.
- Dava tarihi
- 14.02.2011
- Hüküm/karar
- Red
Karar Metni
622 kelime·3 dk okuma
1-Mahkemece hizmet alım sözleşmesi niteliğindeki ödünç işçilik ve danışmanlık sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki kısmi itirazın iptali dava sonucunda, davacı şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davalı kayıtlarının ise usulüne uygun tutulduğundan delil niteliği taşıdığı, bu nedenle davalı kayıtlarına üstünlük tanınması gerektiği, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi içinde davalının davacıya borcunun bulunmadığı, aksine alacaklı olduğu,
taraflar arasındaki 22.12.2008 ve 19.10.2009 tarihli sözleşmelerin koşullarındaki edim borcunun davacı adına davalı tarafından ilgili kuruluşlara karşı yerine getirildiği, bu kuruluşlara karşı yapılan ödemelerin cari hesap içinde yer aldığı, davalının icra takibinde kabul ettiği miktar dışında davacıya borçlu olduğu iddiasının davacı tarafça yasal delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.
2-Mahkeme kararına karşı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 20.01.2015 tarihli ve 2014/2785 esas 2015/317 karar sayılı ilamıyla, delil şartı içermeyen ödünç işçilik hizmet bedeli alacağı yönünden takip dayanağı faturalarla ilgili araştırma yapılıp fatura tebliğine ilişkin belgeler incelenerek, ödünç işçilik hizmet bedeline ilişkin faturaların davalıya tebliğ edilip edilmediği,
itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği kabul edilerek, faturaların tebliğ edildiğinin davacı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin davalı tarafça kanıtlanması halinde, davalı tarafça davacının hizmet vermediği savunulduğuna göre, faturaya konu hizmetin verildiğinin davacı tarafça kanıtlanması;
davalının faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın davacı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı davalının (faturayı defterine kaydetmemek ve sözleşme ilişkisini inkar etmek suretiyle), kabul etmemesi halinde hizmetin verildiğini yine davacının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda davacının delilleri toplanıp değerlendirilmesi, şayet davalının faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde faturaları iade etsin ya da etmesin davacının hizmeti verdiğinin kabul edilmesi gerektiğinin gözetilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar davacı yararına bozulmuştur.
3. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu sunulan 29/11/2016 tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarında davalının 202.296,38 TL borçlu göründüğü, davalının ticari defter ve kayıtlarında davacı tarafın 39.738,50 TL alacaklı olarak göründüğü, taraflar arasındaki kayıtlar arasındaki 162.557,88 TL lik farkın davalı tarafın davacı taraf için ödediği yemek, maaş ve SGK priminin davacı kayıtlarına alınmadığından kaynaklandığı,
bu kayıtların davalı taraf defterlerine ve banka kayıtlarına işlendiği ve dekontlarının ibraz edildiği, takibe konu faturaların her iki tarafında defterlerinden kayıtlarına alındığı, ancak hesaplar farkının bu faturaların ödenmemesinden değil yukarıda izah edildiği gibi davacı taraf kayıtlarının eksik olduğundan kaynaklandığı, 39.738,50 TL davalı tarafın 09/03/2010 tarihinde takip dosyasına ödendiğinin belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin resen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı,
keza; davacı şirketin itirazın iptali davasında dayandığı faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının bu faturalarla ilgili bir ödemesinin bulunmadığı ancak davalının davacının aynı iş ilişkisinden kaynaklanan ve bilirkişi raporunda belirtilen 162.557,88 TL ödeme yaptığı ve banka kayıtlarının bulunduğu ve bu ödemeler nedeniyle olan alacağını yapılacak ödemelerden kesebileceğine ilişkin taraflar arasındaki sözleşmenin 3.3 maddesinde düzenleme bulunması ve yargılama sırasında cari hesap alacağı şeklinde borçların mahsubunun yapıldığının belirtilmesi ve davacı alacağının bulunmadığının anlaşılmasına göre yerel mahkeme kararı
netice itibariyle doğru olduğundan davacı vekilinin, temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/3804, K. 2024/2153, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama