İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /6. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 6. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/4277 K.2025/289

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara…

Esas2023/4277Karar2025/289Tarih3 Şubat 2025Okuma10 dk · 1.979 kelime

KÜNYE

6. Hukuk Dairesi 2023/4277 E., 2025/289 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
3 Şubat 2025
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2022/188 E., 2023/247 K.
Dava tarihi
15.04.2011
Hüküm/karar
Kısmen Kabul-Kısmen Ret
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.979 kelime·10 dk okuma·10 bölüm

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde asıl dosyada davacı-birleşen dosyalarda davalı ... vekili Avukat geldi. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Asıl davada davacı yüklenici vekili, müvekkili ile arsa maliki olan davalılar arasında 12.06.2009 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen, davalıların, müvekkiline isabet eden yerleri devretmediklerini ileri sürerek, ve.lu dairelerin davalılar adına olan tapusunun iptali ile müvekkili davacı adına tesciline, mümkün olmaz ise bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen 196 E. sayılı davada davacı arsa malikleri vekili, yüklenicinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, inşaatta eksik işler bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 127.736,00 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.

Birleşen 227 E. sayılı davada davacı arsa malikleri vekili, sözleşme gereği inşaaat ilerledikçe müvekkillerinin bağımsız bölümlerin tapularını davalı yüklenici ...'a devrettiklerini, son üç daireden ikisinin tapusunu ise davalının kalfası ...'e yüklenicinin borcundan ötürü devrettiklerini, daha sonra yüklenicinin, müvekkillerinden talepte bulunduğunu, bu davranışın hileli olduğunu, davalılar hakkında ceza soruşturması yapıldığını ileri sürerek, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan, 10.000,00 TL manevi tazminatın diğer davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Birleşen 355 E. sayılı davada davacılar vekili, müvekkillerinin yükleniciden daire satın aldıklarını, inşaatın tamamlandığını, iskân ruhsatının alındığını, tapularının verilmediğini ileri sürerek, aşınmazın tapusunun iptali ile müvekkilleri adına tescilini, olmadığı takdirde şimdilik 10.000,00 TL bedelin yükleniciden tahsilini talep ve dava etmiştir.

Birleşen 358 E. sayılı davada davacı arsa maliki vekili, müvekkiline isabet eden meskenin 3 oda bir salon brüt 112,30 m² olarak yapılması gerekmesine rağmen, kat irtifak projesi ile inşaat projesinde 81 m² brüt alanlı bir oda bir salon olarak göründüğünü, müvekkilinin dairesinden 31,40 m² brüt alanlı bir kapıcı dairesi yapıldığını, yüklenicinin kötüniyetli tavrı sonucu müvekkilinin üzüntü ve sıkıntı çektiğini ileri sürerek, 10.000,00 TL manevi tazminat ile lu daire bedeli olan 115.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen 415 E. sayılı davada davacı site yönetimi vekili, inşaat eksik yapılmasına rağmen yapı kullanım belgesi verildiğini, belgenin usulsüz olduğunu, yasal olarak bulunması zorunlu olan kapıcı dairesinin , daire ile kapıcı dairesinin yasa dışı izinsiz olarak birleştirildiğini, işgal edildiğini ileri sürerek aylık 1.000,00 TL olmak üzere 12 aylık işgal tazminatının tahsilini, işgalin sonlandırılmasını, dairenin projeye uygun hale getirilmesini ve masrafların davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Birleşen 2016/542 E. ve 2017/213 E. sayılı davalar, asıl davada tapu iptali ve tescili istenen 2 bağımsız bölümün el değiştirmesi nedeni ile bozma ilamında davaya dahil edilmesi kararlaştırılan sırası ile bağımsız bölüm içinu bağımsız bölüm için ... hakkında bozma sonrasında açılan ve birleştirilen dosyalardır.

II. CEVAP

Asıl ve birleşen davada davalılar davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2013 Tarih ve 2011/169 Esas, 2013/353 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleşen 2011/358 sayılı davaların reddine, birleşen 2011/415 E. sayılı davanın husumet nedeniyle reddine, birleşen 2011/355 E. sayılı dosyada üçüncü kişilerin yükleniciye karşı edimlerini yerine getirmeleri nedeniyle davanın kısmen kabulü ile 95.000,00 TL'nin davalı yüklenici ...'dan tahsiline, birleşen 2011/196 E. sayılı davanın kısmen kabulüne 4.350,00 TL eksik iş bedeli olan tazminatın davalı yükleniciden tahsiline, birleşen 2011/227 E. sayılı davanın kısmen kabulüne 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2013 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ( Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 2015/1380 Esas, 2015/3427 Karar sayılı kararı ile asıl dava bakımından dava konusu edilen bağımsız bölümlerin yargılama sırasında el değiştirmiş olması nedeni ile yeni tapu maliklerine karşı dava açılarak iş bu dava ile birleştirilmek suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve lu bağımsız bölüm bakımından ise, inşaattaki eksikliklerin makul seviyede olması halinde birlikte ifa şeklinde yüklenici adına tesciline karar verilebileceği hususunun değerlendirilmemiş olması gerekçesi ile,

birleşen 2011/227 Esas sayılı dosya bakımından arsa maliklerinin kişilik haklarının nasıl ihlal edildiği hususları üzerinde yeteri kadar durulmaksızın karar verilmesi, 2011/355 Esas sayılı temliken tescil davası bakımından davaya konubölüm ile tapu kayıtları getirtilen lu bağımsız bölümün aynı yer olup olmadığı ve davacıların, satış vaadi sözleşmesine göre edimlerini yerine getirmedikleri savunulmadığına ve dairenin de fiilen davacıların tasarrufuna bırakıldığının belirtilmesine göre, öncelikle tescil talebinin değerlendirilmesi gerektiği, 2011/196 Esas sayılı dava bakımından,

hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığı, hesaba katılmayan iş kalemlerinin olduğu, sözleşme ile davacılara isabet eden bağımsız bölümlerdeki eksikliklerin tümüyle (paylaştırma olmaksızın), ortak alanlardaki eksikliklerin ise paylarına düşen kısmının hesaplanarak alacağın tespitinin gerektiği, 2011/358 Esas sayılı davada bakımından ise davaya konu bağımsız bölümün brüt 112,30 m² yerine 81 m² yapılmasının sözleşmedeki paylaşım oranını bozup bozmadığı,

bu paylaşım şeklinin bağımsız bölümün brüt 81 m² yapılması nedeniyle bozulduğunun saptanması halinde, paylaşımı bozan miktarca arsa sahibi lehine hesaplanacak tazminat bedeline hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyan yerel mahkemece asıl davanın husumetten reddine, 2011/196 Esas sayılı eksik ve ayıplı iş bedeli davasının 76.275,97 TL üzerinden kısmen kabulüne, 2011/227 Esas sayılı manevi tazminat davasının reddine, birleşen 2011/358 Esas sayılı bağımsız bölümün sözleşmeye göre daha küçük yapılmasından kaynaklı tazminat davasının 17.515.00 TL üzerinden kısmen kabulüne, birleşen 2011/355 Esas sayılı temliken tescil davasının tescil istemi bakımından kabulüne, birleşen 2011/415 Esas sayılı davanın reddine, bozmadan sonra açılan ve birleşen 2016/523 Esas sayılı davanın reddine, bozmadan sonra açılan ve birleşen 2017/2013 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir.

V. İKİNCİ BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesinin 19/11/2019 tarih ve 2015/413 E., 2019/657 K., sayılı kararının süresi içinde arsa sahibi ve yüklenici tarafından asıl dava , birleşen 2011/355 Esas sayılı, birleşen 2011/358 Esas sayılı, birleşen 2011/196 Esas sayılı dosyalar bakımından, birleşen 2011/227 Esas saylı davada verilen hüküm ise sadece davacı arsa sahibi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2020/3007 Esas, 2021/2853 K. sayılı kararı ile 2011/196 E., 2011/227 E., 2011/358 E. sayılı dosyalarda davacı asıl dava ve birleşen 2011/355E. sayılı davada davalı arsa sahibi vekilinin tüm, asıl davada,

2016/542 E. ve 2017/213 E. sayılı davada davacı birleşen 2011/196 E., 2011/227 E., 2011/358 E., 2011/355E. sayılı davada davalı yüklenicinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş, 2011/196 E. sayılı birleşen davada davacının sair temyiz itirazı yönünden, mahkemenin bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorunda olduğu, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak doğduğu,

bozma ilamında 2011/196 E. sayılı dava bakımından sözleşme ile davacılara isabet eden bağımsız bölümlerdeki eksikliklerin tümüyle (paylaştırma olmaksızın), ortak alanlardaki eksikliklerin ise paylarına düşen kısmının hesaplanarak alacağın tespiti gerekirken, bozma hükmüne aykırı olarak ortak alanlardaki eksik ve ayıplı iş bedellerinin tümünün davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmediği,

çatının, binadaki ortak alanlardan olup çatı izolasyonu için hükmedilen 13.920,00 TL bedelin bozma hükmüne göre arsa sahiplerinin paylarına düşen kısmının hesaplanarak alacağın tahsiline karar verilmesi gerektiği, ayrıca bodrum kat yalıtım işlemleri için de 47.180,00 TL belirlendiği bu iş kalemi bakımından mahkemece bodrumun ortak alan olup olmadığı tespit edilip, ortak alan ise yine arsa sahiplerinin paylarına düşen kısım bakımından alacağın tahsiline,

ortak alan değilse şimdiki gibi yalıtım işlemleri için belirlenen bedelin tümünün davalıdan tahsili gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile uyulmasına karar verilen bozma ilamına aykırı olarak karar verilmesi doğru olmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyan yerel mahkemece asıl davanın husumetten reddine, 2011/196 Esas sayılı eksik ve ayıplı iş bedeli davasının 38.292,28 TL üzerinden kısmen kabulüne, 2011/227 Esas sayılı manevi tazminat davasının reddine, birleşen 2011/358 Esas sayılı bağımsız bölümün sözleşmeye göre daha küçük yapılmasından kaynaklı tazminat davasının 17.515.00 TL üzerinden kısmen kabulüne, birleşen 2011/355 Esas sayılı temliken tescil davasının tescil istemi bakımından kabulüne, birleşen 2011/415 Esas sayılı davanın reddine, bozmadan sonra açılan ve birleşen 2016/523 Esas sayılı davanın reddine, bozmadan sonra açılan ve birleşen 2017/2013 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Asıl ve birleşen 2016/542 Esas, 2017/213 Karar sayılı dosyalarda davacı, birleşen dosyalarda davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;

a. 2011/169 E., 2016/542 E., 2017/213 E. sayılı dosyalar yönünden gerekçeli kararda bu dosyalara ilişkin bir gerekçenin bulunmadığını, bu taşınmazların devrine ilişkin ne bir sözleşme olmadığı halde mahkemece 15 yıldır gerekçesiz olarak soyut beyanlar üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu,

b. 2011/355 Esas sayılı dosya yönünden mahkemece taraflarınca kabul edilmeyen fotokopi belge üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu,

c.2022/ 188 Esas sayılı dosya yönünden mahkemece hak düşürücü süre zamanaşımı süreleri dikkate alınmadan, usulü kazanılmış haklar gözetilmeden karar verildiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle temyiz edenin sıfatına göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, (temyiz eden harca tâbi ise)

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(Muhalif)

- MUHALEFET ŞERHİ -

Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal tescil isteğine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince dava reddedilmiş, sayın çoğunluk tarafından bu karar onanmıştır.

Sayın çoğunluk ile aramızda çıkan uyuşmazlık; Mahkeme kararında hukuki gerekçe bulunup bulunmadığı, buradan hareketle davacıların gerekçeli karar hakkının ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.

Asıl dosya ile birleşen 2016/542 E. ve 2017/ 213 Esas sayılı dosyalar bakımından gerekçeli kararda sadece davacı iddialarına yer verilmiş başkaca hiçbir açıklama yapılmadan bu davaların reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından kararın gerekçesiz olması hususu temyiz sebebi yapılmıştır. Bu husus kamu düzeninden olmakla temyiz nedeni yapılmasa dahi resen ele alınarak incelenmesi gerekmektedir.

Bilindiği üzere Anayasa’nın 141. maddesi “ Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlığı ile “…Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır..”

6100 sayıl HMK’nın “Hukuki dinlenilme hakkı”nı düzenleyen 27. maddesi “..c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini”

Yine aynı Yasanın “Hükmün kapsamı”nı düzenleyen 297. maddesi “…c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri”n gösterilmesini hüküm altına almıştır.

Anayasa Mahkemesi sayılı 24.6.2020 tarihli kararında “Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekli olmaktadır

Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı olarak yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değillerse de gerekçeli karardan davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu anlaşılmalıdır.

Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir

Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir ve diğerleri, ).” Demek suretiyle gerekçesiz karar nedeniyle hak ihlali kararı vermiştir.

Somut uyuşmazlığa geldiğimizde, birleşen yukarıda esas numarası belirtilen dosyalarda talebin reddine karar verildiği, hiçbir gerekçe gösterilmediği açıktır. Bilindiği üzere birleşen davalar, birleşmekle müstakil dava olma özelliklerini kaybetmezler.

Hal böyle olunca her iki dava açısından hukuki gerekçe yokluğu nedeniyle bozma kararı verilmesi gerekirken onama yönünde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/4277, K. 2025/289, 3 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  7. V. İkinci Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  8. VI. Temyiz
  9. A. Temyiz Sebepleri
  10. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  11. VI. Karar
  12. - Muhalefet Şerhi -

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4277
Karar No
2025/289
Tarih
3 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/4280 K.2025/743
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/4282 K.2025/879
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/4283 K.2025/1622
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/4287 K.2025/2753
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/4292 K.2025/1831
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/4296 K.2025/1784

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.