KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/4438 E., 2024/4644 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/290 E., 2023/207 K.
- Hüküm/karar
- Ret
Karar Metni
715 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
1- Yerel Mahkemece, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ile takyidatların fekki istemiyle açılan davada, kesinleşmiş mahkeme ilâmını yeniden infaz etme şeklinde bir davanın TMK ve HMK'da bulunmadığı, ayrıca davanın tapuda mâlik olanlara yöneltilmesi gerektiği belirtilerek, davanın davalı ... bakımından esastan reddine, diğer davalılar bakımından husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2- Yerel Mahkeme kararına karşı davacılar vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) Yüksek 23. Hukuk Dairesi'nin 22.10.2019 tarihli, 2016/7130 E., 2019/4371 K. sayılı ilamıyla, feshedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine konu parsellerin sözleşme nedeniyle yapılan tevhit ve ifraz öncesi durumlarına döndürülmesinin mümkün olup olmadığı araştırılarak eski hale iade mümkün ise bu doğrultuda hüküm kurulması, mümkün değil ise uyuşmazlığın ancak ortaklığın giderilmesi davası ile çözümlenebileceği dikkate alınarak davanın şimdiki gibi reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, Yerel Mahkeme kararı bozulmuştur.
3- Yerel Mahkemenin bozma üzerine verdiği, ilgili belediye başkanlığından gelen yazı cevabı uyarınca taşınmazların imar-tevhit-yola terk işlemlerinin öncesine döndürülmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davanın davalı ... bakımından esastan reddine, diğer davalılar bakımından husumet yokluğu nedeniyle reddine dair ikinci kararına karşı davacılar vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; dava konusu parsellerin feshedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri öncesindeki durumlarına aynen iadelerinin, yapılan imar-tevhit ve yola terk işlemleri nedeniyle mümkün olmadığı, mevcut durumda parseller üzerinde genel imalat oranı %53,25 olan 7 bloklu yapı ve sosyal tesis bulunduğu, bu bloklardan 3’ünde imalat %100 seviyesinde olup, katlarda oturumun da başladığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir
- MUHALEFET ŞERHİ -
Dava, yüklenici ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapan arsa maliki tarafından açılmıştır. Dava dilekçesi ile, yapılan sözleşme nedeniyle maliki olduğu 1192 sayılı parselin 1193 parsel ile tevhid edilip, sonra da ifraz edilerek 315/1 ve 316/1 sayılı parsellerin olduğunu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak fesh edildiğini ve yüklenici adına kayıtlı bir kısım payların iadesine karar verildiğini, diğer paydaşlara intikal eden payların ise iade edilmediğini belirterek, davacının bütün paylarının 315/1 parselde toplanması, bu parseldeki davalı paylarının ise 316/1 parsele aktarılması talep edilmiştir.
Yapılan yargılama sonucu dava reddedilmiş, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi tarafından bu karar, öncelikle taşınmazın eski hale getirilmesinin mümkün olup olmadığının araştırılması, mümkün değilse uyuşmazlığın ortaklığın giderilmesi suretiyle çözümlenmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş, bozmaya uyularak taşınmazın eski hale getirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, davacıların talebinin karşılanması açısından yapılan araştırmanın yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacıların murisi Kadriye’ye ait taşınmazın bir başka taşınmazla önce tevhit, sonra ifraz edilerek iki ayrı parsel olup, imar uygulamasına tabi tutulduğu dosya kapsamı ile sabittir.
Davacılar esas itibariyle tevhit ve ifraz işlemleri sonucu taşınmaz miktarında azalma olduğunu iddia edip iptal tescil isteğinde bulunmuşlardır. Davacılar her ne kadar Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak feshi nedeniyle taşınmazların da eski hale, (tevhidden önceki hale) getirilmesini talep etmişlerse de, imar uygulamasının kamu düzenini ilgilendirmesi ve bu uygulamanın iptali yönünde usulünce açılmış idari bir dava bulunmaması göz önüne alındığında sözleşmenin feshi nedeniyle parsellerin de eski hale döneceği iddiasının dinlenmesi mümkün değildir.
Ne var ki, Davacılar taşınmaz paylarının azaldığını da iddia ettiklerine göre bu açıdan bir değerlendirme yapılmalı, 1192 parselden tevhit sonucu oluşan parsele davacı payının doğru olarak yansıyıp yansımadığı, bundan sonra ifraz suretiyle oluşan parsellere davacıların payının ne suretle yansıdığı, paylarında diğer malikler lehine bir azalma olup olmadığı gerekirse konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle belirlenmeli, bu inceleme yapılırken önceden kesinleşen ve davacılar adına tesciline karar verilen yüklenici şirket payları gözden kaçırılmamalı, malik Kadriye’nin veraset ilamı da dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Dosya kapsamından alınan bilirkişi raporları ile bu yönde bir inceleme yapılmamıştır.
Diğer yandan bozma kararının gerekçesinde belirtilen, ortaklığın giderilmesi yoluyla uyuşmazlığın çözülmesi önerisine gelince, tapu kaydındaki eksik hissenin düzeltilmesi veya tamamlanması ortaklığın giderilmesi yoluyla mümkün değildir.
Açıklanan bu nedenlerle kararın bozulması gerekirken onama yönünde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/4438, K. 2024/4644, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama