KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/1422 E., 2024/1388 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/412 E., 2024/514 K.
- Hüküm/karar
- Red
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/643 E., 2023/405 K.
Karar Metni
1.475 kelime·7 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasındaki konkordatonun kısmen feshi isteminde verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; istemin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının konkordato projesinin Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/653 E., 2020/229 K. sayılı kararıyla tasdik edildiğini, alacaklı konumunda olan müvekkiline ödenmesi gereken 3. 4. 5. 6. ve 7. taksitlerin ödenmediğini ileri sürerek, konkordato projesinin müvekkili yönünden feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tasdik edilen konkordato projesi kapsamında ödemelerin yapılmaya başlandığını, davacı alacaklı yönünden İİK’nın 308/e maddesi koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2023 tarihli ve 2021/643 Esas, 2023/405 Karar sayılı kararı ile, konkordato tasdik kararının 07.03.2023 tarihinde kesinleştiği, karar tarihi itibariyle davacının konkordato kapsamında ödenmemiş alacağının bulunmadığı, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 08.11.2023 tarihli ve 2023/1702 Esas, 2023/1783 Karar sayılı kararıyla, davacının konkordatoya tabi 767.916,00 TL alacağının %6'sının en en geç 25.01.2021 tarihi ve takip eden beş ayda, %94'ünün de yine en geç 25.01.2021 tarihi ve takip eden 47 ayda ödenmesi gerektiği, davalı tarafça 25.01.2021 tarihinde, davacı alacağının %6'sının altı eşit taksitte ödenecek kısmının ilk taksitinin ödendiği, ancak 48 taksit halinde ödenecek %94'ünün aynı tarihte ödenmeye başlayacak ilk taksitinin ödenmediği,
yine davacı alacağının en geç 25.02.2021 tarihinde ödenmesi gereken %6'sının ikinci taksitinin bir gün gecikmeyle 26.02.2021 tarihinde ödendiği, %94'ünün ikinci taksitinin de ödenmediği, bundan sonra 15.02.2022 tarihine kadar hiç bir ödeme yapılmamış olduğu, davalının tasdik edilen konkordato projesinde belirtilen tarihlerde ve miktarlarda ödeme yapmamış olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın kabulü ile,
davalının Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.06.2020 tarih ve 2018/653 E., 2020/229 K. sayılı kararıyla tasdik edilen konkordatosunun davacı hakkında feshine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 11.01.2024 tarihli ve 2023/4294 E., 2024/94 K. sayılı ilâmı ile; davanın 29.09.2021 tarihinde açıldığı, kesinleşen konkordato tasdik kararının 28.06.2022 tarihinde verildiği, davalının konkordato kapsamında ifa yükümlülüğünün 28.06.2022 tarihinde bağlayıcı hale geldiği, davanın açıldığı tarih itibariyle konkordato projesinin tasdik edilmediği ve fesih koşulları oluşmadığı gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm kurarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirketin konkordatosunun tasdikine dair yeniden esas hakkında karar verildiği, dava tarihi olan 29.09.2021 tarihi itibariyle davalının konkordato projesi kapsamında ödeme yapma yükümlülüğünün henüz başlamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; konkordatonun feshi davası açıldığında hukuki olarak tarafları bağlayıcı bir konkordato projesi ve tarafları bağlayan konkordato projesine istinaden ödenmeyen taksitlerin bulunduğunu, istinaf aşamasında konkordato tasdik kararının kaldırılmadığını yalnızca düzeltildiğini, davalının konkordato projesine aykırı davrandığı gibi alacaklı olan müvekkil bankaya zamanında ödeme yapmayarak müvekkilin zararını arttırdığını, kısmen fesih davasının açılabilmesi için tasdik kararının kesinleşmesinin gerekmediğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddedilmesine rağmen davalı aleyhine vekalet ve yargılama giderine hükmedildiğini, davanın konusuz kalması ve reddi halinde hükmedilecek vekalet ücretinin yasada açıkça belirlendiğini, temyiz ya da istinaf edilen kararın bozulmasını talep etmekle birlikte ayrıca vekalet ücretinin de üst mahkemeye taşınmasına gerek olmadığını, kabul kararını temyiz etmenin her halükarda ilgili kararın tüm hükümlerini ve sonuçlarını temyiz etmek anlamını taşıdığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, konkordatonun kısmen feshi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 308 nci maddesinin e bendi.
3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede. İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2023 tarihli kararında davanın konusuz kalmasından dolayı esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve davalı aleyhine 2023 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereğince vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedildiği görülmüştür.
Dairemizin kesin bozma kararı sonrası Bölge Adliye Mahkemesince farklı gerekçelere dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda farklı gerekçeye dayanılarak davanın reddine dair verilen karar sonucuna ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti konusunda usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceğine göre yargılama giderlerinden davacının sorumlu olduğu ve davalı lehine vekalet ücretine takdir edilmesi gerektiği gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nın 370/4 maddesi uyarınca kararın gerekçesi kısmen değiştirilerek ve HMK’nın 370/2 maddesi uyarınca hüküm fıkrasının aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2. bendindeki ‘davalıdan alınarak’ ibarelerin çıkarılarak yerine 'davacıdan alınarak' ibarelerinin yazılmasına, 3. bendindeki ‘davalıdan alınarak davacıya verilmesine’ ibarelerinin çıkarılarak yerine ‘davacıdan alınarak davalıya verilmesine’ ibarelerinin yazılmasına, 4. bent çıkarılarak yerine 4. bent olarak ‘Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına’ ibarelerinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle gerekçesi değiştirilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden taraflara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
09.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif)
KARŞI OY YAZISI
Usuli kazanılmış hak açık bir kanun hükmüyle düzenlenmiş olmasa da önemli ve temel bir hukuk ilkesidir. 09.05.1960 tarih, 21-9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde; usuli kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usuli kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir.
"Usul kuralları yargılamanın kilometre taşlarıdır. Dava açılmasından kesin hükme varıncaya kadar katedilecek yol, hukuk yargılamasıdır. Bu yolda ilerlerken taraflar usul kurallarının kendilerine tanıdığı imkânlardan yararlanarak iddia veya savunmalarını ispatlamaya çalışarak buna uygun karar verilmesi için çalışacaklardır. Hedefe varabilmek için de yolun katedilmesi gerekir. Yolun katedilmesi için bu kilometre taşları aşılmalıdır.
Bu nedenle usul kuralları uygulanarak aşamalar geçilmelidir. Aşamalar geçildikten sonra geri dönülebilmesi ve yeni imkânlar tanınması hedefe varılmasını güçleştirir ve yargılamadan beklenen amaçla bağdaşmaz. Bu nedenle usul kuralları gereğince yapılan veya süresinde yapılmayan başvurular zaman kadar kapsamı ile de sınırlar çizer ve artık bu sınırların dışına çıkılmaksızın yol alınıp hedefe varılması gerekir.
Usuli kazanılmış hak ilkesi de işte bu aşamaların geçilerek hedefe varılması için varlığı gerekli bir ilke olup usul kurallarının amacı gereği bu ilkeye uyularak işlemler sonuçlandırılmak zorundadır."
Yargıtay bozma kararına uyulmasıyla usuli kazanılmış hak doğduğu gibi taraflardan birinin yasa yoluna başvurmaması ile de usuli kazanılmış hak doğar. Taraflardan birinin kanun yoluna başvurmaması ayrıca diğer taraf için aleyhe bozma yasağına da sınır teşkil edeceğinden kanun yoluna başvurmayan taraf lehine sonrası kanun yolu aşamaları ile yeni bir hak doğabileceği de düşünülemez.
İlk derece mahkemesince davacının konkordato kapsamında ödenmemiş alacağı kalmadığı gerekçesiyle 24.05.2023 tarihinde davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ve aleyhine de vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilen bu kararı davalı istinaf etmediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden davalının sorumlu olduğu yönünde davacı lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Sonrası istinaf ve temyiz aşamasından sonra bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiş olsa da ilk kararın davalı tarafından istinaf edilmemesi nedeniyle doğan usuli kazanılmış hak gözetilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesi gerekir.
Bölge adliye mahkemesince usuli kazanılmış hakka uygun olarak karar verilmiş olduğundan davalının yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının da reddi gerekir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1422, K. 2024/1388, 9 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama