KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/1941 E., 2025/1855 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1721 E., 2024/186 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/718 E., 2021/829 K.
Karar Metni
2.231 kelime·11 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı, katılma yoluyla davacı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...'in gelmiş olamalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalıdan "İnşaat-elektrik-mekanik hizmetleri" ile "...
B2 Katı Renevasyon Projesi" işini aldığını, işin %80'inden fazlasını bitirdiğini, akabinde davalı şirket tarafından verilen ek sürede eksik kalan işlerin büyük bölümünü tamamladığını, ancak davalı şirketin vermiş olduğu ek sürenin yetersiz olması nedeniyle işin tamamının bitirilemediğini, müvekkili şirketin işin kendisi tarafından tamamlanmasına yönelik taleplerine rağmen, eksik işlerin müvekkili tarafından tamamlanmasına müsaade edilmediğini,
işlerin süresinde tamamlanmadığından bahisle cezai müeyyide uygulandığını ve eksik işler için de fahiş miktarlar üzerinden kesinti yapılarak sözleşme gereği müvekkiline ödenmesi gereken meblağın eksik ödendiğini, kanaatlerine göre 680.062,73 TL'nin eksik ödendiğini, bu miktarın mahkemece yapılacak yargılama neticesinde belirleneceğini, proje kapsamında yapılması gereken iş ve işlemlerde yapılan değişiklikler nedeniyle müvekkiline ödenmesi gereken meblağın ödenmediğini, bu kapsamda müvekkiline 373.299,61 TL eksik ödeme yapıldığı kanaatinde olduklarını, bu miktarın da yargılama neticesinde belirleneceğini,
toplam 1.053.362,35 TL + %18 KDV alacağın davacıya ödenmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik sözleşme kapsamında ödenmeyen 100.000,00 TL alacağın ve revizyonlar ile ilave işler nedeniyle ödenmeyen 300.000,00 TL alacağın, 15.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde,taraflarca birlikte imza altına alınan 25.06.2016 tarihli proje ilerleme ve değerlendirme raporunda 25.08.2016 tarihi itibariyle projede birçok eksiklik olduğunun ve mekanik - elektrik- mimari işler yönünden, işin %70-75 oranında kaldığının, yapılan tesisatlarda birçok sorun bulunduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın başvurusu üzerine geçici kabulün yapılması amacıyla 01/09/2016 tarihinde biraraya gelindiğini ve geçici kabulün yapılmasının uygun görülmeyerek müvekkili şirketçe sözleşmeden kaynaklanan hakları saklı tutularak davacı tarafa 19.09.2016 tarihine kadar süre tanındığını,
uğranılan zararın artmaması ve bir an önce tamamlanmasının sağlanması amacıyla müvekkili şirket tarafından 08.09.2016 tarihinde tespit başvurusunda bulunulduğunu, İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/137 D.İş sayılı dosyasından 18.11.2016 tarihinde bilirkişi raporu alındığını, müvekkili tarafından eksik işlerin yaptırılarak davacının hakedişlerinden düşüldüğünü, bakiye hakedişin davacı tarafça kesilen fatura üzerine davacıya ödendiğini, davacının herhangi bir hakediş alacağının kalmadığını, avans ödemelerinin eksik yapıldığı iddiasının doğru olmadığını,
davacı tarafa tahakkuk ettirilen gecikme cezası miktarının sözleşmeye uygun olarak ve davacı tarafça geç teslim edilen gün sayısından çok daha az miktarda tahakkuk ettirildiğini, davacının 15.08.2016 tarihinde işi teslim edemediği gibi, verilen ek sürenin sonu olan 19.09.2016 tarihinde de işi tamamlayamadığını, 34 günlük gecikmeye rağmen işi teslim edemediğini, müvekkili şirketin 34 günlük gecikme bedeli talep etme hakkı var iken 6 günlük gecikme bedeli talep ettiğini ve davacının hakedişinden düştüğünü, davacının alacağının kalmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, toplanan tüm deliller, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu neticesinde, bir kısmı davalının talebi bir kısmı da proje hataları nedeniyle proje değişiklikleri yapılarak sözleşme konusu işe, ilave işlerin eklendiği, sözleşme imzalanmasından sonra yaşanan bayram tatilleri, 15 Temmuz darbe girişimi ve ilave işler nedeniyle verilen sürenin ve ilave sürenin yeterli olmadığının bilirkişilerce saptandığı gibi en az 39 günlük ek süre verilmesi gerektiğinin tespit edildiği,
01.09.2016 tarihinde yapılan geçici kabul tespit tutanağında belirlenen eksik ve ayıpların çoğunun davacı tarafça giderildiği, giderilmeyen işler nedeniyle kesilmesi gereken nefaset bedelinin bilirkişilerce ayrı ayrı tespit edildiği, yine bilirkişiler tarafından elektrik işleri, mekanik işler ve mimari işlerde artan, azalan işler ve ilave işlerin miktarının saptanarak, artan ve ilave işler bedelinden azalan işler bedelinin düşülmesi sonrasında kalan miktarın tespit edildiği,
sonuç itibariyle, sözleşme bedeli olan 4.844.668,30 TL'den birinci hakediş tutarı 2.422.334,15 TL, ikinci hakediş tutarı olan 847.816,00 TL, kesin hesap sonrası ödenen tutar olan 894.455,42 TL ile elektrik nefaset bedeli 44.857,55 TL, mekanik nefaset bedeli 14.646,00 TL, mimari nefaset bedeli 51.934,62 TL, İSG ihlalleri ceza bedeli 30.500,00 TL'nin düşülmesi , elektrik işleri artan/ eksilen bedeli 90.163,65 TL, mekanik işleri artan / eksilen bedeli 153.309,21 TL,
mimari işler artan / eksilen bedeli 87.556,05 TL'nin eklenmesi suretiyle davacının alacak tutarının 869.053,47 TL olduğu gerekçesiyle davanın anılan miktar üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının ıslah tarihine göre zamanaşımı itirazının incelenmesinde, gerek bakiye iş bedeli yönünden gerekse ilave işler bedeli yönünden kısmi ödeme yapıldığı tarafların kabulünde olup, buna göre TBK 154/1. maddesine göre zamanaşımı süresinin kesildiği sabittir.
Davalı yüklenici tarafından, ödemelerin 2016 yılında yapıldığı, dava tarihi ve ıslah tarihine göre zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı diğer bir istinaf itirazı olarak davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ve faiz başlangıç tarihinin dava tarihinden itibaren başlatılmasının hatalı olduğu belirtmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanun ile birlikte, belirsiz alacak davası açma imkanı tanınarak belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmakla birlikte, tamamen kaldırılmamıştır.
Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır.
Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür.Kanunun, kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür.
Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, belli bir miktar gösterilerek talepte bulunulduğundan davacının davasının HMK 109. maddesinde ifade edilen kısmi dava niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.Somut olayda, yukarıda açıklanan bilgiler doğrultusunda dava belirsiz alacak davası olarak açılmış ise de, davanın mahiyeti gereğince alacağın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğundan HMK'nın 107. maddesine göre belirsiz alacak davası açılamayacak olup, ancak belli bir miktar gösterilerek talepte bulunulduğundan davacının davasının HMK 109. maddesinde ifade edilen kısmi dava niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
Kısmi davada, alacağa dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, mahkemece belirsiz alacak davası olarak kabul edilerek dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalı olmuştur. Davalı vekilinin istinaf talebinin bu yönden kabulü ile faiz yönünden yeniden karar verilmesi gerekmiştir. "gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının faiz yönünden kaldırılarak, davanın kabulüne "869.053,47 TL'nin 130.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 09.08.2017 tarihinden itibaren, geriye kalan 739.053,47 TL'sinin ıslah tarihi olan 21.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, a. Davanın, sözleşmeye dayalı olarak yapılmış olan işler ile, ilave/revize işlere ilişkin alacak talebi olup, mahkemece yapılan yargılama neticesinde de, müvekkili şirket alacağının davalı tarafından yapılan kesintileri, cezaları, nefaset kesintilerini içerdiği gibi, revize edilen ve ilave istenen işlere dayalı olması sebebiyle de alacağın miktarının tam ve kesin olarak ancak iki keşif ve iki bilirkişi raporundan sonra belirlenebildiğini,
b. Bu nedenle davanın HMK 107 de ifade bulan belirsiz alacak davası niteliğinde olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin faiz başlangıcına ilişkin kararının, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilmiş karardaki gibi faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi şeklinde düzeltilerek onanmasını talep ettiklerini beyan etmektedir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde, a. Belirlenebilir alacaklara istinaden açılan belirsiz alacak davasının hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini,
b. Davanın zamanaşımına uğradığını, ıslah ile arttırılan kısım yönünden de zamanaşımı süresinin dolduğunu,
c. Sözleşmede yeralan süre için öngörülen usul hükümlerinin yok sayıldığını ve sözleşme hükümleri değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu,
d. Ek süre verilmesine gerekçe olarak belirtilen sebeplerin sözleşme hükümlerine usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu,
e. Karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda sözleşmede yer alan açık hükümlere ve daha sonradan imzalanan tutanaklara rağmen işin süresinde bitirlememesinde davacı tarafın sorumluluğunun bulunmadığı kanaatinin hatalı olduğunu,
f. Karara dayanak yapılan bilirkişi raporundaki öngörülen sürelerin hiçbir teknik ve bilimsel veriye dayanmadığını,
g. Davacı tarafça fazladan yapıldığı iddia edilen işlerin bedelinin talep edilmesinin, gerek sözleşme ve gerekse davacı yüklenicinin sorumluluğu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, söz konusu bedellerin talep edilmesinin sözleşme ile usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı, faiz başlangıcı yönünden kaldırılarak, davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmiştir. Bu durumda hüküm altına alınan miktar üzerinden, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı lehine belirlenecek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (B) bendinin 3.maddesinin 2. satırında yeralan "60.502,67" rakamlarının çıkartılarak yerine "125.595,89" rakamlarının yazılmasına, 6100 sayılı HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı harcın davalıdan alınmasına,
Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir (HMK 107/1).
Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. (HMK 107/2)
Madde gerekçesiyle birlikte değerlendirildiğinde; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin; davacının kendisinden beklenememesi, bunun olanaksız olması ve açıkça karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olması alacağın belirsiz olmasının kıstaslarıdır.
Belirsiz alacak davasının Kanuna konuluş amacı ve davanın niteliği dikkate alındığında, dava tarihinden önce gerçekleşen bir temerrüt olgusunun bulunmadığı durumlarda belirsiz alacak davasında yargılama sonucunda miktarı tam ve kesin olarak belirlenen alacağın tümü için temerrüt, davanın açıldığı tarihte gerçekleşeceğinden faize de dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. (Örnek: Yargıtay HGK. 06.07.2021 T. 2020/9-1 E. 2021/931 K. § 26)
Yukarıda yapılan açıklamalarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı davasını açıkça belirsiz alacak davası olarak açmış ve artırılmış miktar belirleme işlemini de 21.09.2021 tarihli dilekçesiyle belirsiz alacak davası hükümlerine göre yapmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın kapsamına göre, yapılan işte proje değişikliklerinin olması, yapılan ilave işler ve azalan işler bulunması, verilmesi gereken ilave sürenin ne olduğu, eksik ve ayıpların kim tarafından giderildiği, giderilmeyen işler nedeniyle nesafet bedelinin ne olduğunun belirlenmesinin gerekmesi nedeniyle davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilmesi mümkün değildir.
İlk derece mahkemesince verilen kararın gerekçesinde: "Toplanan tüm deliller, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu neticesinde bir kısmı davalının talebi bir kısmı da proje hataları nedeniyle proje değişiklikleri yapılarak ilave işlerin eklendiği, sözleşme imzalanmasından sonra yaşanan bayram tatilleri, 15 temmuz darbe girişimi ve ilave işler nedeniyle verilen sürenin ve ilave sürenin yeterli olmadığı bilirkişilerce saptandığı gibi en az 39 günlük ek süre verilmesi gerektiği, 01/09/2016 tarihinde yapılan geçici kabul tespit tutanağında belirlenen eksik ve ayıpların çoğunun davacı tarafça giderildiği,
giderilmeyen işler nedeniyle kesilmesi gereken nefaset bedelinin bilirkişilerce ayrı ayrı tespit edildiği, yine bilirkişiler tarafından elektrik işleri, mekanik işler ve mimari işlerde artan işler, ilave işler ve azalan işlerin miktarının saptanarak, artan ve ilave işler bedelinden azalan işler bedelinin düşülmesi sonrasında kalan miktarın tespit edildiği" belirtilmek suretiyle alacağa hükmedilmiş olması da bu durumu ortaya koymaktadır.
Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi kendisinden beklenemeyeceğinden davacının HMK 107. madde hükmüne dayanmak suretiyle açtığı davada belirsiz alacak davası hükümlerine göre karar verilmesi gerekir. Belirsiz alacak davasında belirlenen tüm bedel için temerrüt dava tarihinde gerçekleşeceğinden temerrüt faizine de dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir.
Bölge adliye makemesince yeniden esas hakkında verilen kararda, davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmeyerek kısmi dava olduğu benimsenmek ve bedel artırım dilekçesi de ıslah dilekçesi olarak kabul edilmek suretiye artırılan bedel için dava tarihi yerine bedelin artırıldığı tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Bozma nedeni olan bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu yönden de düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1941, K. 2025/1855, 6 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama