KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/2253 E., 2024/3904 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/331 E., 2024/694 K.
- Hüküm/karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/7 E., 2019/908 K.
Karar Metni
667 kelime·3 dk okuma
1- İlk derece mahkemesince, hizmet sözleşmelerine dayalı tazminat davasında davacı tarafından 2008 yılından itibaren çok sayıda imzalanan hizmet alım sözleşmesi çerçevesinde dava açılmış ise de, 2014 yılında imzalanan 3 adet sözleşme dışındaki delillerini yasal süresi içerisinde sunmadığı gibi, 2008 yılından 2016 yılına kadar devam eden süreçteki, birbirinden bağımsız sözleşmelerden ne ölçüde bir alacak talep ettiğini de ortaya koyamadığından davacının taleplerinin mevcut deliller çerçevesinde incelendiği,
davacının hak edişinin hatalı hesaplandığına ilişkin iddiaları yönünden, taraflar arasında 2008 yılından itibaren çok sayıda sözleşme imzalandığı tarafların kabulünde olup, dosyaya sadece 3 adet sözleşme sunulmakla beraber, taraflar arasında yapılan hak edişlere eksik hatalı ödeme yapıldığına ilişkin davacı tarafından itiraz edildiği kanıtlanamadığı, yapılan hak edişler çerçevesinde faturaların tanzim edilerek ödendiğinin tarafların kabulünde olduğu,
bu aşamada davacının itiraz etmemiş olması nedeniyle, davalının çalışanlarından geldiği iddia edilen tehdit ve baskının ise davalının kurumsal şirket olması karşısında, birbirini takip eden sözleşmeler aşamasında ileri sürülmemiş olması, ancak ihalenin 2016 yılından sonra alınamamış olmasından sonra ileri sürülmesi karşısında kanıtlanmadığından yerinde görülmediği gibi, ...'a yapılan ödemelerin şirket ortağı ve görevi dahilinde davacının bilgisi dahilinde yapıldığı gibi, bu şahsa ait araç yakıt giderlerinin de, 3. kişi olan yakıt firmasına,
davacının talebi üzerine ödemeler yapılarak hak edişten mahsup ediliği, davacının bu şekilde yapılan haksız ödeme var ise, eski şirket ortağı ve temsilcisinden talep edebileceği gibi, bu çalışana yapılan hak ediş ödemeleri şirkete iadesi gereken miktarlar ise ancak çalışanından iadesini talep edebileceği, itirazı kayıtsız hak edişte yapılan ödemelere bu aşamada itiraz edemeyeceği, ayrıca söz konusu kişinin baskı ile işe aldırıldığını ve söz konusu kişiye yapılan ödemelerden kendisinin sorumlu olmadığını bu nedenle davalıdan tahsilini istemiş ise de, davalı iddiasını şirketin zorlamasına değil,
davacı şirketin söz konusu işletmesindeki iki çalışanın baskı ve ücretlerini kendilerinin ödeyeceği yönünde telkinine dayandırılmış ise de, davalının buna iştiraki ortaya konulmadığı gibi, 2008 yılından beri süre gelen ilişkide iddialarını kanıtlayamadığından, bu nedenle oluşan ödemeleri de davalıdan talep edemeyeceği, haksız alındığı yemek bedelleri yönünden ise, bilirkişi tarafından da belirtildiği üzere taraflarca yapılan sözleşmelerde yemek ücretleri davacıya ait olduğu,
yine Loader Çalıştırmasına ilişkin olarak da, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında gerekli alet ve ekipmanın sağlanması zorunlu olup, işin niteliği gereği loeder çalışması şart olduğu gibi, davalının kendisine ait cihazların arızalı olduğundan bahisle Looder sağlanmasına ilişkin bir talebi olduğunun da davacı tarafından kanıtlanamadığı, davacı loder çalışmasının sözleşme kapsamı dışında iş olduğu ve bedelinden ve giderlerinden davalının sorumlu olacağını kanıtlayamadığından yine loder alım maliyetine davalının neden olduğunu kanıtlayamadığından bu talebinin de yerinde görülmediği,
gelir vergisi dilimlerinden kaynaklanan talepleri yönünden ise, yukarıda da belirtildiği gibi, davacının 2008 yılından 2016 yılına kadar devam eden sözleşme süresi içerisinde buna ilişkin bir talebini ileri sürmediği gibi, hak edişlere de itiraz etmediği, sözleşme kapsamlarında bu nedenle ödeme yapılacağı sonucuna ulaşamadığından bu nedenle de talepleri yerinde görülmediği, yine davacının eksik yapılan iş nedeniyle tolerans bedeline ilişkin hesaplama yönünden ise, davacı tarafından hesaplamaya hak edişlerde itiraz etmediği gibi, yapılan hesaplamanın sözleşmeye aykırlığının da net olarak ortaya konulmadığı,
hak edişleri imzalayarak itiraz etmediğinden davacının mevcut deliller çerçevesinde davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3-Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2253, K. 2024/3904, 11 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama