KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/2295 E., 2024/4184 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1422 E., 2022/1703 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/913 E.- 2024/343 K.
Karar Metni
354 kelime·2 dk okuma
1- İlk Derece Mahkemesince kooperatif üyeliğinin tespiti davasında, inançlı işleme konu kooperatif üyeliğinin esasen davacıya ait olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından yargılama sırasında ileri sürülmeyen istinaf nedenleri değerlendirme yapılmasına olanak görülmediği, mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3- Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 02.11.2023 tarih 2022/ 4907 E. ve 2023/3637 K. sayılı ilamıyla Kooperatifler Kanunu uyarınca açılan davanın niteliği de gözetilerek anılan kooperatifin yasal hasım olduğundan davalı olarak bulunması zorunlu olduğu, davacı tarafa kooperatife karşı dava açmak üzere uygun bir süre verilmesi, dava açılması halinde her iki davanın birleştirilerek karar verilmesi gerekirken, kooperatifi ilgilendiren konuda kooperatifin yokluğunda ve taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi hatalı olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4- İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak kooperatif aleyhine açılan dava eldeki dosyayla birleştirilmiş, davacının inançlı işleme ilişkin imzası inkar edilmeyen 13.12.2010 tarihli sözleşmeye dayandığı, sözleşmede her ne kadar bağımsız bölüm numarası yazılmamış olsa da kooperatif kayıtları ve tanık anlatımları ile davalıda bulunan bağımsız bölümün kasıt edildiğinin anlaşıldığı, keza sözleşme sırasında henüz bağımsız bölüm numaralarının belirlenmemiş olduğu, inanç sözleşmesinin taraflar arasında sonradan düzenlenmesinin de sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş olup, verilen karara karşı asıl davada davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık halleri ile kesin bozma doğrultusunda ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından asıl davada davalı vekilnin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2295, K. 2024/4184, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama