KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/823 E., 2024/865 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/166 E., 2023/711 K.
- Dava tarihi
- 07.03.2016
- Hüküm/karar
- Direnme
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/292 E., 2017/241 K.
Karar Metni
776 kelime·4 dk okuma
1- İlk derece mahkemesince, itirazın iptali davasında, davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafından istinaf talebinde bulunması sonrasında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisine ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- İstinaf Mahkemesinin bu kararına karşı, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 2021/5490 Esas ve 2022/5953 Karar sayılı ilamıyla; "davalının yüklenici şirket işçilerinin işçilik alacaklarının tahsili için açtıkları davalarda ödenmek zorunda kalınan veya kalınacak bedellerden yüklenicinin sorumlu olduğuna dair savunması takas niteliğinde ödemezlik defi olduğundan, davalının ödemezlik defi değerlendirilerek davalının yüklenici işçilerine ödediği veya ödemek zorunda kalacağı bedel göz önünde bulundurulup sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması uygun bulunmuştur.” gerekçesiyle söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3- Dairemizin bozma ilamı sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince.
"Somut olayda uygulanması gerekenin takas değil mahsup işlemi olduğu, eldeki davada takas şartları oluşmadığından bozma gerekçesine iştirak edilmediği ve bozma kararına karşı direnilmesi gerektiği, her ne kadar önceki kararın verildiği tarih itibariyle mahsup şartları bulunmamakta ise de, kararın bozulmasından sonra dosyanın yeniden ele alındığı aşamada ödeme nedeniyle oluşan yeni durum ve koşullar dikkate alındığında somut olayda mahsup şartlarının oluştuğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 188 nci maddesi gereğince dava konusu alacak miktarı ile davalının dava dışı işçilere yaptığı ödemeler bir arada değerlendirildiğinde,
yapılan ödemelerle birlikte mahsup yapıldığında artık davacının mevcut bir alacağının kalmadığı" gerekçesiyle Yargıtay bozma kararına direnilmesine, davacının davasının konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
4- İstinaf mahkemesinin bu kararına karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin ikinci temyizi üzerine Dairemizin 2023/3349 Esas, 2023/3240 Karar sayılı ilamıyla; "Dairemiz kararının usul ve kanuna uygun olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının yerinde olmadığı" gerekçesiyle dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
5- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2023/6-1130 E. 2024/46 K. no.lu Kararında; "Bölge Adliye Mahkemesince ilk kararda bahsedilmeyen yeni hususlara yer verildiği, bozmadan sonra kararın gerekçesi değiştirilerek yeni ve farklı bir gerekçeyle karar verildiği, Şu hâlde “direnme” olarak adlandırılan kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozma konusu ile ilgili bozma kararı sonrası ortaya çıkan yeni ve farklı bir gerekçe ile oluşturulan yeni hüküm niteliğinde olduğu hâl böyle olunca, kurulan bu yeni hükmün temyiz incelemesini yapma görevinin Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye ait olduğu" gerekçesiyle dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
6- Bölge Adliye Mahkemesinin bozma üzerine verdiği ikinci karara karşı taraflar vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık halleri ile kesin bozma doğrultusunda ve usuli kazanılmış hak ilkesinin resen gözetildiği; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı için davacının tüm ve davalının ikinci temyizindeki aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir..
6100 sayılı HMK'nın 331/I hükmüne göre davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ederek hüküm altına alır.
Somut olayda; davacı tarafından bakiye hizmet bedelinin tahsili için açılan icra takibine yönelik itirazın iptali talep edilmiştir. Davalının, davacı personellerinin açtığı davalar nedeniyle ödemek zorunda kalacağı işçilik alacakları nedeniyle personellerin işçilik alacakları ödeninceye kadar hapis hakkını kullanarak ödemezlik def'inde bulunduğunu beyan etmiş olması ve yargılama esnasında davalı tarafından dava dışı işçilere toplam 304.557,48TL ödeme yapılmış olması karşısında, davacının dava açmakta haklı olduğu söylenemez. Bu nedenlerle, davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması ve davacı yararına vekalet ücreti verilmemesi gerektiği gözetilmeden, sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/823, K. 2024/865, 16 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama