KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2025/1780 E., 2025/2621 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/740 E., 2024/1610 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 40. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/148 E., 2022/392 K.
Karar Metni
1.282 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketlerin pilot şirket ... Ltd. Şti olmak üzere Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu ...
Bölge Müdürlüğünün 2014-109356 ihale kayıt numaralı ihalesine katıldıklarını, 31.12.2014 tarihinde ihale sözleşmesinin imzalandığını fakat kendilerine 06/07/2015 tarihli yazı ile Kamu İhale Kurumu'nun 2015/MK-261 sayılı kararı ile ihalenin iptal edilmesi sonucu yapılan ihale sözleşmesinin 28.07.2015 tarihi itibari ile fesih edildiğinin tespit edildiğini, müvekkilinin yapmış olduğu sözleşmenin bedelinin 42.890.751,72 TL olduğunu, sözleşme imzalanmadan önce 244.048,38 TL ihale karar pulu olarak ihale yapan Kurumun hesabına ödemede bulunduğunu, aynı sözleşmenin noterde imzalanması için harç, damga vergisi adı altında da 444.501,01TL ödemenin ...
3.Noterliğinin hesabına yapıldığını, 21.445,38 TL KİK payı olarak ihale yapan Kurumun hesabına ödemede bulunduğunu, ihale sözleşmesinin iptali ile müvekkili şirketlerin kar etmeyi düşündüğü bir ihaleden sadece vergiler ve harçlar boyutu ile zarara uğradıklarını, fesih edilen ihalenin sözleşme bedelinin 42.890.751,72 TL olduğunu, sözleşme bedelinin % 80'inin 34.312.601,37 TL olduğunu, sözleşme bedelinin % 80'inin altında bir rakam ile iş bitirildiğini beyanla;
sözleşme feshi nedeni ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik masraf ve zararları için 25.000,00 TL, kar kaybı için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL'nin sözleşmenin fesih tarihi olan 28.07.2015'ten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 15.08.2017 tarihli beyan dilekçesinde özetle; menfi zarara ilişkin taleplerinden feragat ettiklerini beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının talep ettiği masraf ve zararların hiçbirinin müvekkilinin uhdesinde olmadığını, davacıların ilgili noter, Kamu İhale Kurumu ve ilgili Vergi Dairesi Başkanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığına dava açması gerektiğini, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmenin müvekkilinin keyfiyeti ile feshedilmediğini, ilgili mevzuat ve mahkeme kararı gereğince feshedildiğini, sözleşmeyi imzalarken ihale sürecindeki şikayet ve dava mekanizmalarının çalıştığını biliyor veya basiretli bir tacir olarak bilmesi gerektiğini, davacının,
sözleşmenin Kamu İhale Kurumu kararının mahkeme tarafından iptal edilmesi ve mahkeme kararı doğrultusunda alınan karar neticesinde feshedildiğinden davacının zararından müvekkilini sorumlu görmesinin hayatın olağan akışına ve hukuka aykırı olduğunu, davacının ödediği meblağların yasal dayanağının Kamu İhale Kanunu'nun 53/j ve son, Damga Vergisi Kanunu'nun 1, 19... . maddeleri olduğunu, ödemelerin müvekkili Kurumun kasasına girmediği gibi müvekkili Kurumun insiyatifine de bağlı olmadığını, Vergi Usul Kanunu'nun 116-120. maddelerine bakıldığında,
tahsil edilen verginin mükellefine iade edilebilmesi için söz konusu Kanun'da belirtilen "Vergi Hatası", "Hesap Hatası" ve "Vergilendirme Hatası"nın olması gerektiğini, Kanun'da bahsi geçen işin tamamlamasının gerçekleşmediğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı idarenin yaptığı iş ve işlemlerin yasaya uygun olmaması nedeniyle ihalenin iptaline karar verildiği, bu karar uyarınca davacı ile akdolunan sözleşmenin dayanağının kalmadığı, sözleşmenin fesih ve tasfiyesine karar verilerek sözleşme ilişkisinin ortadan kalktığı ve edimin ifasının imkansızlaşması sonucu sözleşmenin ifasının mümkün olmadığı, imkansızlığın davalının ihale aşamasındaki kusurlu davranışlarından kaynaklandığı,
kusurlu imkansızlık sebebiyle davacının müspet zararı, kâr kaybını talep edebileceği, davacının, sözleşmeyi ifa etmiş olsaydı elde edeceği karı talep edebileceği, karın elde edilebilmesi için sözleşme giderlerinin, damga vergisi karar pulu vb. teminat mektubu masraflarının, sözleşmenin yerine getirilmesi için gerekli giderlerin yüklenici tarafından yapılması gerekeceği bu nedenle bu kalemlerin müspet zarar olarak talep edilebilmesi mümkün olmadığını, şirketlerin iştigal konusu, ortakları,
bağlı bulundukları faaliyet merkezi vs gibi unsurlar dikkate alındığında davacı şirketlerin dava konusu ihale dönemi sonrasındaki ihalelerde de iş ortağı olarak yer aldıkları, sonradan alınan ihalelerdeki bedeller mahsup edildikten sonra davacı şirketlerin dava konusu ihalenin iptali nedeniyle uğradıkları zararın tazmini gerektiği, menfi zarar tazmini yönünden davacının feragat beyanı esas alınarak talebin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a.Sözleşmenin iptaline Kamu İhale Kurumu kararı ile karar verildiğini her ne kadar mahkeme kararında ihale aşamasındaki idarenin eksiklikleri nedeniyle ihalenin feshine idarenin sebebiyet verdiğine dair gerekçe yazılmış ise de idarenin değil KİK'nın bundan sorumlu olduğunu, ihale aşamasındaki bu durumlardan davacıların haberdar olduğunu ve basiretli tacir gibi davranıp KİK veya idare mahkemesince ihalenin iptaline karar verilebileceğini öngörmeleri gerektiğini, b.Sözleşmenin feshedilmesinin idarenin kusurundan kaynaklanmadığını mahkeme kararının neticesi olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraflar arasında. 13.10.2014 tarihinde yapılan ihale sonucuna dayalı imzalanmış 31.12.2014 tarihli sözleşme bulunmaktadır. Bu ihalede istekli olarak ihale dosyasını alan ancak idarece düzenlenen zeyilnamenin 4734 sayılı Kanun'a aykırı olduğunu ileri süren dava dışı ... İnş. Taah. Tem. Day. Tük. Mal. Med. Gıda Tic. San. ve Paz. Ltd.
Şti. tarafından 02.10.2014 tarihinde idareye şikayet başvurusunda bulunulduğu, İdarenin 09.10.2014 tarihli kararı ile şikayet başvurusunu reddettiği, 15.10.2014 tarihinde Kamu İhale Kurulu’na itirazen şikayet başvurusunda bulunulduğu, 12.11.2014 tarihinde şikayet başvurusunun reddine karar verildiği, bu kararın iptali için açılan davada Ankara 17. İdare Mahkemesi'nin 20.02.2015 tarihli ve 2014/2011 Esas,2015/241 Karar sayılı kararı ile iptal kararı verildiği,
18.05.2015 tarihinde Kamu İhale Kuruluna tebliğ edilen bu karar uygulanmak suretiyle Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline karar verildiği ve anılan kararın ihaleyi yapan Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu ... Bölge Müdürlüğü'ne tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Sözleşmenin tarafı olan idarece sözleşmenin dayanağının kalmaması nedeniyle sözleşmenin fesih ve tasfiyesine karar verilerek sözleşme ilişkisi sonlandırıldığından sözleşmenin ifası mümkün olmaktan çıkmıştır.
Uyuşmazlık, sözleşmenin davalı tarafından feshedilmiş olmasından doğmuştur. 6098 sayılı TBK'nın 112. maddesi hükmünce borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Bunun sonucu olarak yüklenicinin sözleşmenin haksız feshi halinde sözleşmenin ifa olunacağına güvenerek yaptığı masraflar ve kâr kaybını istemesi mümkündür.
Ancak davalı iş sahibi, kesinleşen idari yargı kararı uyarınca Kamu İhale Kurulunun ihaleyi iptal etmesi sonucu sözleşmeyi feshetmek zorunda kalmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun (TBK) 136. maddesi hükmüne göre davalı işsahibi açısından yargı kararı sonucu edimin ifasının imkânsız hale gelmesi nedeniyle fesihte TBK'nın 112. maddesine göre davalının kusursuz olduğu açıktır.
İfa imkânsızlığında kusurun bulunmaması halinde TBK'nın 136/2. maddesi hükmünce borcundan kurtulan davalı almış olduğu şeyleri sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybetmiştir.
Sözleşme dava dışı 3. kişinin idare mahkemesine açtığı dava sonucu verilen idari yargı kararı nedeniyle Kamu İhale Kurulu'nun ihaleyi iptal etmesi nedeniyle sözleşme davalı tarafça feshedilmiş olduğundan idarenin fesihte kusurlu olmadığı ve kusursuz imkânsızlık nedeniyle davacının müspet zararlarından sorumlu tutulamayacağından davacı yüklenicinin müspet zarar kapsamında kâr kaybını talep etmesi mümkün değildir. Menfi zarar yönünden ise davacı davasından feragat etmiştir.
Mahkemece fesihte idarenin kusurlu olduğu, sözleşmenin feshi nedeniyle zarara uğranıldığı kabul edilip kesinti yöntemi uygulanmak suretiyle 590.984,02 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmiş ise de hesaplanarak hükmedilen bu miktar müspet zarar kapsamında kalan kar kaybına ilişkindir. Davacıların kar kaybı talep etmesi mümkün olmadığından bu miktar yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1780, K. 2025/2621, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama