KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2025/2389 E., 2025/3515 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.
- Sayısı
- 2024/18 E., 2025/5 K.
Karar Metni
1.545 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında 11.12.20 03... .05.2004 tarihli taşeron sözleşmeleri olduğunu, yüklenici.... inşaat Tic. Ltd.
Şti.'nin taahhüdü altındaki Kırklareli ili, .... ilçesi, ... inşaatı dip savak kazısı ve nakli, dip savak betonları, dolu savak betonları, cebri boru imalatları işi ile menbaa batardosu işini yapmak için anlaştıklarını ve bu işlemler için davacı şirketin 2003 yılında çalışmaya başladığını, yüklenicinin hafriyat ve kazı yapılacak alanı davacıya yanlış göstermesi sonucu davacının makine, personel ve ekipmanları ile fazladan hafriyat ve kazı yaptığını, ancak DSİ yetkililerinin projeye göre yanlış yerde çalışma ve işlem yapıldığını söylemeleri üzerine,
kazı yapılan alanı bırakarak proje gereği davacının başka yerde çalıştığını, bu şekilde sözleşme ve proje dışı fazla kazı yaptırıldığını, bunun haricinde de müvekkilinin sözleşme dışı batordo arkası dolgu ve temizliği işlerini yaptığını ve bu işlerin bedelini yüklenici DSİ'den aldığını, ancak bunları müvekkili davacıya ödemediğini, yine davacıya ait hakedişleri ve ödemeyi de zamanında yapmadıklarını, müvekkilinin kendisine noter kanalı ile çektiği ihtarnamelere, muhatabın hukuki ve inandırıcı olmayan cevaplar verdiğini, müvekkilinin sözleşme gereği yaptığı işlerin bedelini alamadığını, bu işler için yaptığı harcamalar, işçilik,
malzeme giderleri için piyasaya borçlandığını ve ekonomik olarak zor durumda kaldığını, bu nedenlerle talep ve davalarının kabulü ile sözleşmeden ve sözleşme dışı müvekkilinin yaptığı işlerden dolayı şimdilik 280.000,00 TL'nin noter ihtarnamelerinin tebliğ tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde belirtilmiş olduğu hususların doğru olmadığını, yapılacak işlerin sözleşmede açıkça belirtildiğini, buna rağmen yüklenicinin hafriyat ve kazı yapılacak alanının müvekkili tarafından kendisine yanlış gösterildiğini iddia etmesinin iyiniyetli olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen hususların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 2006/746 Esas, 2012/476 Karar, 20.11.2012 tarihli kararı ile 04.10.2010 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği gibi, taraflar arasındaki sözleşmeler, yapılan işler hakedişler ve bağlı ödemeler göz önüne alındığında davacı ... İnş. ve Gıda Mad. Ltd. Şti.’nin yaptığı işler sebebiyle 23.274,23 TL fazla tahsilat yaptığı, hal böyle olunca da davacının alacak isteminin sübut bulunmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 2006/746 Esas, 2012/476 Karar, 20.11.2012 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/4719 Esas, 2014/6670 Karar, 19.11.2014 tarihli kararı ile davacı ile davalı arasında imzalanan 10.11.2003 tarihli sözleşmenin .... ilçesi ....'nin dip savak kazısı ve nakliye, 31.05.2004 tarihli sözleşme ise, göletin dip savak betonları, dolu savak betonları ve cebri boru imalâtları işi ile memba batardosu yapım işine ilişkin olduğu, her iki sözleşme uyarınca işe başlanıldığı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı,
yine yanlar arasında imzalanan "İBRANAME" başlıklı belgede de, gölet inşaatı nedeniyle 12.07.2004 tarihine kadar geçen süre içerisinde yapılan kondüvi kazısı ile ilgili hiçbir alacağın kalmamış olduğu, davacı şirket tarafından davalının ibra edildiğinin anlaşıldığı, ancak davacının bu tarihten sonra ve diğer imalât kalemleriyle ilgili bir ibrası bulunmadığı, diğer yandan Vize Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/9 sayılı tespit dosyasında davacının 877.674,81 TL (vergi hariç) alacağı bulunduğu tespit edilmiş olup, mahkemece alınan 04.10.2010 tarihli 1. bilirkişi kurulu raporunda davacının alacağının bulunmadığının belirlendiği,
itiraz üzerine alınan 28.05.2012 günlü raporda ise, davacının 329.677,10 TL alacağı bulunduğu bildirildiği, mahkemece alınan bilirkişi raporları arasında büyük oranda çelişki bulunduğu, bilirkişi raporları arasında çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığı, bu nedenle maddi gerçeğin ortaya çıkması için yapılması gereken işin, yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi heyetine iş sahibi DSİ ile davalı arasında düzenlenen hakedişler incelettirilerek davacının sözleşmeleri kapsamında gerçekleşen imâlat ve davalıya yapılan ödemelerin saptanması,
bundan davalının davacıya ödemesi bulunarak ve dosyada bulunan ibraname de gözetilmek suretiyle davacının gerçek alacak miktarının belirlenmesi olduğu belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin 2015/100 Esas, 2018/432 Karar, 27.09.2018 tarihli kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliller, bozma ilamı ve özellikle hükme esas alınan bozma öncesi 28.05.2012 tarihli bilirkişi raporu ile 16.05.2016 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalıdan 329.677,10 TL alacaklı olduğu dosya kapsamında DSİ dosyası hakedişler ve tarafların ticari defterlerinin incelemesinde anlaşıldığı,
davalının 2004 yılı ticari defterlerini ibraz etmiş olmasına rağmen 2005 yılı ticari defterlerinin saklama süresinin dolması nedeniyle ibraz edilmemesinin iyiniyetli sayılmayacağı, bu haliyle raporların usul ve yasaya uygun olup hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosyaya ibraz edilen ibraname başlıklı yazıda tarih bulunmadığı, yine yapılan iş ve bunun karşılığı ödenen bedel kesin ve net olarak belirtilmediğinden hangi iş hangi bedel karşılığında ibra edildiğinin açık olmadığı gibi ikinci paragrafında da açıkça ibranın kısmi bir ibra olduğu belirtildiği,
bu haliyle taraflar arasındaki sözleşme, yapılan iş, hakedişler ve raporlar ve ticari defterler dikkate alınarak yapılan değerlendirmede ve taleple bağlı kalınmak suretiyle davanın kabulüne, 280.000,00 TL'nin dava tarihi olan 20.11.2006 tarihinden, 49.667,10 TL'nin ıslah tarihi olan 21.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
3. Mahkemenin 2015/100 Esas, 2018/432 Karar, 27.09.2018 tarihli kararının süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/179 Esas, 2019/3519 Karar, 17.09.2019 tarihli kararı ile mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda ibranameden bahsedilmiş ise de yapılan hesaplamada ibraya konu edilen alacağın miktarı ile 12.07.2004 tarihinden sonra yapılan imalat miktarları denetime açık bir şekilde belirtilmeksizin defter kayıtlarına göre davacı alacağı hesaplanmış olduğu,
diğer taraftan davalının 9 no.lu hakedişe konu imalatlarla ilgili itirazlarının da cevaplandırılmadığı, bu hali ile hükme esas olan bilirkişi raporunun bozma ilamında belirtilen gerekçelere uygun olmadığı, bilirkişilerden alınacak ek rapor ile özellikle ibraname kapsamı ve dışındaki imalatın bedellerinin dava dışı iş sahibinden getirilen belgelerle birlikte denetime açık olarak açıklattırılması, 9 no.lu hakediş ile ilgili davalı itirazının incelenmesi, bulunacak alacaktan kanıtlanan davalı ödemeleri düşürülerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 17.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı taşeronun sözleşmeler kapsamında kesmiş olduğu hakediş faturaları toplamı 325.604,55 TL+KDV =364.677,10 TL olduğu, bu durumda faturasız imalatlar toplamının 205.569,48 TL olmak üzere toplam tahakkuk eden hizmet bedeli toplamının 570.247,18 TL olduğu,
davacının davalı adına düzenlendiği ve ticari defterlerde kayıtlı toplam 364.677,10 TL'lik faturalar ile faturası düzenlenmeyen 205.569,48 TL olmak üzere toplam 570.247,18 TL'ye karşılık taraflarca ihtilafsız olarak kabul edilen 95.000,00 TL düşüldüğünde davacı şirketin davalı şirketten toplam 475.247,18 TL alacağı olduğu tespit edildiği, yapılan yargılama, toplanan deliller, Yargıtay bozma ilamı ve özellikle hükme esas alınan birinci bozma kararı öncesi 28.05.2012 tarihli bilirkişi raporu ile ikinci bozma kararı sonrası 17.09.2024 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde;
davacının, davalıdan 475.247,18TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafından açılmış bulunan davanın kabulü ile. 280.000,00 TL'nin dava tarihi olan 20.11.2006 tarihinden, 49.667,10 TL'nin ıslah tarihi olan 21.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Bozma ilamının gereklerinin yapılmadığını,
b. Davalı tarafından yapılan ödemelerin ihtilaflı olmadığını, mahkemece bozma ilamından sonra alınan her iki raporda da davalı şirket ödemelerinin düşüldüğünü, önceki raporlarda da ödemelerin düşüldüğünü, nitekim davalı şirketin usulüne uygun tuttuğu ticari defterleri ile ispatladığı ödemeler toplamına davacının da hiçbir aşamada itirazı olmadığını, bu ödemelerin kendilerine yapılmadığını söylemediklerini, nitekim 14.06.2003 tarihli davacı dilekçesinde;
"tarafımızın rapora itirazı söz konusu değildir" denilerek hesaplanan 19.533,63 TL alacağın ve dolayısı ile davalı tarafından yapılan ödemelerin davacı tarafından kabul edildiğini, davacının bu rapora itirazı olmadığını, kendilerinin KDV hesaplaması yönünden itiraz ettiklerini, davacı tarafından yapılan ödemelerin kabul edilmesine rağmen ödemelerin hesaplanmadığı raporun kabul edilmesinin hatalı olduğunu,
c. Davacı tarafından açıklandığı üzere raporlara itiraz edilmemesinin, davalı şirket bakımından usuli kazanılmış hak oluşturduğunu,
d. 9 no.lu hakedişte davacı imalatının bulunmadığını, hesaplamaya dahil edilmesinin hatalı olduğunu, davacının bu hakedişe ilişkin taleplerinin iddianın genişletilmesi olduğunu, muvafakat etmediklerini defeatle belirttiklerini, itirazlarının değerlendirilmediğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden doğan bakiye iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı alt yüklenici davasında 11.12.20 03... .05.2004 tarihli sözleşmelerle davalının taahhüdü altındaki Kırklareli ili, .... ilçesi, .... .... inşaatı dip savak kazısı ve nakli, dip savak betonları, dolu savak betonları, cebri boru imalâtları işi ile menbaa batardosu işini üstlendiklerini sözleşmeden ve sözleşme dışı imalâtlardan kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini belirterek iş bedeli alacağının ödenmesini talep etmiş, davalı yüklenici iddiaların doğru olmadığını, davacıya fazlasıyla ödeme yapıldığını davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmuş, ardından alınan 13.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda; 9 no.lu hakediş kapsamındaki imalatlar hesaplamaya dahil edilmemiş, davalı defter kayıtlarındaki ödemelerin tespit edilen imalat bedelinden mahsubu ile 19.533,63 TL davacı alacağı olduğu belirtilmiştir. Alınan rapora karşı davacı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmamış, davalı vekili rapora itiraz etmiştir. Davacı vekilince; söz konusu raporun ardından 14.06.2023 havale tarihli dosyaya sunduğu beyan dilekçesinde rapora itirazlarının söz konusu olmadığı belirtilmiş, mahkemenin yeni bir rapor alınması yönündeki ara kararından dönülmesi istenmiştir.
Davacı vekili, 13.04.2023 tarihli rapora beyan dilekçesinde açıkça tarafının rapora itirazının söz konusu olmadığını, bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ara karardan dönülmesini talep etmiş, duruşmalardaki beyanında karar verilmesini istemiştir. Davacı tarafın bu beyanı ile kendisini 19.533,63 TL ile bağladığı anlaşılmış olup bu beyanı üzerine bu rakam üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2389, K. 2025/3515, 22 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama