KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2025/3193 E., 2025/3491 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi (İlk Derece
- Sayısı
- 2025/2 E., 2025/2 K.
Karar Metni
1.161 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece) kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; iş sahibi dava dışı ...
Enerji A.Ş. ile davacı arasındaki sözleşmenin davacı tarafından feshi sonrası hakem heyetince yapılan yargılamada verilen kararın kesinleştiğini, karardan doğan borcun davacı tarafından 09.10.2020 tarihinde konkordato komiseri tarafından bildirilen banka hesabına ödendiğini, asıl davada verilen karar iptal aşamasında iken davalının gönderdiği ihtarname ile asıl davadaki alacakların geç ödenmesinden ve paranın alım gücünün düşmesinden kaynaklanan munzam zararının ve asıl davada talep edilmeyen müspet zararlarının bulunduğundan bahisle dava açtığını bildirip hakemini seçtiğini,
cevabi ihtarname ile asıl davada ek olarak talep edilen ancak hakem heyetince MTK’nın 10/D maddesi kapsamında reddedilen alacakların ve sözleşmeye aykırı işlemlerden ve taraflar arasındaki alt-üst işveren ilişkisi kaynaklı rücu alacaklarına dair karşı dava açtığını bildirip kendi hakemini seçtiğini, davalının ilk davada munzam zararı ile birlikte fesih nedeniyle uğradığı müspet zararı talep ettiğini, davalının yargılama sırasında taleplerinin bir kısmından feragat ettiğini, dava değeri ve yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığını, tahkim dosyasında asıl ve karşı dava için objektif dava yığılmasının söz konusu olduğunu,
asıl davada iki dava olduğunu, tahkim heyetinin hakem ücretlerini ve taraflarca yatırılacak yargılama masraf avanslarını tayin ederken asıl davada ve karşı davada dava değerinin aritmetik toplamını baz aldığını ancak hüküm verilmesi aşamasında yargılama giderlerinin haklılık oranına göre paylaştırılması ve vekalet ücretlerinin hesaplanması aşamasında bu tutarların dava türlerine göre ayrılarak yargılama giderlerinin paylaştırılması ve vekalet ücretlerinin ayrı ayrı hesaplanmasının gerektiğini, kararda Türk Hukuku'nda var olmayan tazminatlara hükmedildiğini,
davalının vergi ve SGK borçları için faiz afları ve ödeme kolaylıklarından faydalanıp faydalanmadığının araştırılmadığını, bilirkişi raporlarında da borcun ödenip ödenmediğinin belirsiz olduğunun bildirildiğini, hakem heyetince hukuki ihtilafı bitirmeyen, sonsuz tazminat döngüsüne neden olacak şekilde karar verildiğini belirterek hakem heyeti kararının iptaline, iptal kararının sadece usuli kısımlarla ilgili kaldığı takdirde kararın düzeltilmesi şeklinde kabulüne, davalının iptal davası açtığının belirlenmesi halinde davaların birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, hakem heyeti kararının 31.12.2024 tarihinde e-posta ile tebliğ edildiğini davanın ise 30 günlük süre geçtikten sonra açıldığını, tahkim yargılaması sırasında harçların eksik yatırıldığını, ileri sürülen gerekçelerin iptal sebebi olarak ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tahkim yargılaması süresince taraflara hem e-posta hem de kargo ile tebligat yapıldığı, dava konusu 06.12.2024 tarihli hakem kurulu nihai kararının taraflardan her birine 31.12.2024 tarihinde hem e-posta hem de kargo ile tebliğe çıkarıldığı, e-posta adresinin tebligat usulü olarak kabul edilmiş olduğu ve tahkim yargılaması sırasında bu usul kullanıldığından taraflara ilk olarak e-posta ile 31.12.2024 tarihinde tebligat yapıldığının kabulü ile davanın en geç e-posta ile yapılan ilk tebliğ olan sürenin sonuna denk gelen 30.01.2025 tarihinde açılması gerekirken 30 günlük hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu 06.12.2025 tarihli hakem heyeti nihai kararının 03.01.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, 30 günlük sürenin sonunu takip eden ilk iş günü olan 03.02.2025 tarihinde davanın açıldığını, 25.03.2021 tarihli toplantı tutanağında esas tebligat usulünün "alındı belgesi" karşılığında elden teslim, iadeli taahhütlü mektup, .... (....
Posta Servisi) veya kurye ve kargo olduğunun kararlaştırıldığını, e-posta yolunun ise ayrıca tarafların dilekçelerini Hakem Sekreterine göndermeleri yolu olarak belirlendiğini, yine 17.06.2021 tarihli toplantı tutanağında her türlü tebligatın, tebliğ tarihini içerecek tarzda iadeli taahhütlü, kargo, imza karşılığı "elden alındı" belgesi ile veya bildirecekleri elektronik posta yahut varsa kayıtlı elektronik posta adreslerine (...) tebliğ ettirmelerine, bu tebliğ belge asıllarının Hakem Kuruluna sunulmasına,
Hakem Kurulu Sekreterinin kendisine tevdi edilen evrak için taraflara alındı belgesi vermesinin kararlaştırıldığını, Hakem Kuruluna taraflarca yapılacak olan tebligatların ve taraflar arasında yapılacak olan tebligatların e-posta yoluyla yapılabileceği belirtilirken mutlaka tebliğe ilişkin tebliğ tarihini kanıtlayacak evrakın da Hakem Kuruluna sunulması şartı getirildiğini, "okundu" bilgisine sahip olmayan sadece gönderim tarihi olduğu anlaşılan e-postanın hukuken tebligat yerine geçmesinin ve 30 günlük iptal davası açma süresinin bu tarihten itibaren hesaplanmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu,
31.08.2021 tarihli görev belgesinde esas tebligat usullerinin tebliğ edilen evrakın karşı tarafa ne zaman tebliğ edildiğini kanıtlayabilecek türdeki yollarla yapılacağının belirlendiğini, e-posta gönderiminin belirlenen tebligat usullerine alternatif olarak değil, bu tebligat usullerinin yanında ya da bu tebligat usulleri ile birlikte yapılacağının belirlenmiş olduğunu, elektronik tebligat usulünde dahi gönderim tarihinden 5 gün sonrasında tebligatın okunmuş sayılacağı hususunda hüküm mevcut iken kişisel bir e-posta adresine gönderim yapıldığı günün tebliğ tarihi sayılmasının mümkün olmadığını,
görev belgesinde tebligatın görev belgesinde belirlenen adreslere yapılacağının kararlaştırıldığını, görev belgesinde ise tek e-posta adresinin müvekkili şirkete ait ... adresi olduğunu, vekilin şahsi e-posta adresi yer almamasına rağmen bu adrese yapılan gönderim ile hakem heyeti nihai kararının tebliğ edilmiş sayılmasının mümkün olmadığını, dava konusu 06.12.2025 tarihli hakem heyeti nihai kararın kargo yolu ile 03.01.2025 tarihinde tebliğ edildiğini ve 30 günlük sürenin sonunu takip eden ilk iş günü olan 03.02.2025 tarihinde iptal davasının açıldığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hakem kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15 nci maddesine göre, iptal davası, otuz gün içinde açılabilir. Bu süre, hakem kararının veya düzeltme, yorum ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Burada belirtilen bir aylık süre, hukuki niteliği itibariyle hak düşürücü süredir.
4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 14/C maddesine göre , taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, herhangi bir yazılı bildirim, bizzat gönderilene ya da gönderilenin yerleşim yerine, olağan oturma yerine, iş yerine veya posta adresine teslim edildiği tarihte alınmış sayılır. Gerekli araştırma yapılmasına rağmen belirtilen bildirim yerlerinden hiçbirinin bulunamaması hâlinde, gönderilenin bilinen son yerleşim yerine, olağan oturma yerine, iş yerine veya posta adresine taahhütlü mektupla veya teslim teşebbüsünün belgelendiği herhangi bir başka vasıta ile gönderilen yazılı bildirimler alınmış sayılır. Yine yazılı bildirim, öngörülen şekillerde teslim edildiği tarihte alınmış sayılır.
Somut olayda, taraflar arasında 31.08.2021 tarihli görev belgesinin "Tebligat Usulü" başlıklı maddesinde, "Tahkim yargılaması boyunca yapılacak her türlü tebligat, sunumlar, iddialar, iletişimler, beyanlar ve bunlarla ilgili belgeler, tarafların görev belgesindeki adreslerine, tebliğ tarihini içerecek tarzda iadeli taahhütlü posta veya kargo veya imza karşılığı "elden alındı" belgesi ile ve elektronik posta yollarıyla hakem kurulu sekreteri eliyle yapılacaktır." hükmü yer almaktadır.
Taraflarca görev belgesinde tebliğ usulü kararlaştırılmış olup, MTK'nın yukarıda belirtilen 14/C maddesi gereğince bu belirleme taraflar yönünden bağlayıcıdır. Görev belgesinin 1/a maddesinde tebliğ hususunda tarafların adresleri ve ... adreslerine yer verilmesine karşın vekillerinin sadece adreslerine yer verilmiştir. Kararlaştırılan tebliğ usulünde vekillerin ... adreslerine yer verilmediğinden bu yolla yapılan tebliğ geçerli değildir.
Bu durumda vekillere kargo yolu ile yapılan tebligatın esas alınarak iptal davasının süresinde açılıp açılmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcın istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3193, K. 2025/3491, 21 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama